Esad rejiminin devrilmesinin ardından yeniden organize edilen Şam Uluslararası Kitap Fuarı, bu yıl önemli bir ilke sahne oldu. Fuarda Kürtçe kitaplar ilk kez resmi bir bölümde okuyucuyla buluştu. Türkiye’den yayınevlerinin de katıldığı etkinlik, Arapça, Kürtçe, Türkçe ve İngilizce yayın çeşitliliğiyle Suriye’de kültürel yaşamın yeniden canlanmasına ve ifade özgürlüğü alanının genişlemesine yönelik dikkat çekici bir mesaj verdi.
Yaklaşık 35 ülkeden 500’e yakın yayınevinin katıldığı fuar, bölgesel ve uluslararası ölçekte geniş bir temsil sağladı. Uzun yıllar yasaklı olan Kürtçe yayınların, Suriye Kültür Bakanlığı’na bağlı bir stantta sergilenmesi ise organizasyonun en çarpıcı gelişmelerinden biri olarak öne çıktı.
Kürtçe yayınlara yoğun ilgi
Şam Uluslararası Kitap Fuarı’nda açılan Kürtçe bölüm, ziyaretçilerin en fazla ilgi gösterdiği alanlardan biri oldu. Yeni Suriye hükümetinden çok sayıda bakan ve üst düzey yetkili de Kürtçe standını ziyaret ederek sergilenen eserleri inceledi. Bu ziyaretler, Kürtçe yayınların kamusal alandaki görünürlüğü açısından sembolik bir önem taşıdı.
Fuarda yer alan Kürtçe eserler yalnızca güncel yayınlarla sınırlı kalmadı; aynı zamanda Kürt kültürel mirasını belgeleyen tarihi nitelikte materyaller de sergilendi.

Nadir eserler ve tarihî belgeler sergileniyor
Kürtçe bölüm, Kürt tarihini, kültürünü ve edebiyatını belgeleyen nadir tarihi, edebi ve siyasi eserlerden oluşan kapsamlı bir koleksiyona ev sahipliği yapıyor. Sergilenen eserler arasında Kürt tarihine dair eski el yazmaları, 1932 yılında Şam’da yayımlanan ilk Kürt dergisinin kapağı, ilk Kürt gazetesinin bir kopyası, Kur’an’ın Kürtçe tefsiri, Şafiî fıkhına ilişkin Kürtçe bir eser ve çok sayıda kitap bulunuyor.
Şam Uluslararası Kitap Fuarı, Esad rejiminin düşüşünden bu yana ilk kez 5 Şubat Perşembe günü kapılarını açtı. Açılış törenine Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara katıldı. “Yazdığımız Bir Tarih… Okuduğumuz Bir Tarih” sloganıyla düzenlenen fuar, 16 Şubat’a kadar ziyaretçilerini ağırlamayı sürdürecek. Bu gelişme, Suriye’de Kürtçe yayıncılık, kültürel çoğulculuk ve ifade özgürlüğü tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı.





