Modern Kürt edebiyatının öncü isimlerinden Arap Şamilov, ölümünün 48. yılında eserleri ve bıraktığı kültürel mirasla yeniden gündeme geldi. Asıl adı Hamit Gezginci olan ve edebiyat dünyasında Erebê Şemo adıyla tanınan Şamilov, Kürt romanının kurucu isimlerinden biri olarak kabul ediliyor. Kars’ın Susuz köyünden başlayıp Erivan’a, oradan da Sibirya sürgünlerine uzanan yaşamı, yalnızca bir yazarın değil, aynı zamanda bir halkın kültürel hafıza mücadelesinin hikayesi olarak değerlendiriliyor.

23 Ocak 1897’de Kars’ın Susuz köyünde Ezidi-Kürt bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Şamilov, savaşların, göçlerin ve toplumsal dönüşümlerin yaşandığı bir dönemde büyüdü. Genç yaşta Rus ordusunda tercüman olarak görev alan Şamilov, Birinci Dünya Savaşı yıllarında farklı toplumlar ve siyasal hareketlerle temas kurdu. 1917 Rus Devrimi sonrasında ise Ermenistan Komünist Partisi bünyesinde çeşitli görevler üstlenerek işçi ve köylü örgütlenmelerinde aktif rol aldı.
Şivanê Kurmanca ile modern Kürt romanı başladı
Arap Şamilov’un edebiyat tarihinde en çok öne çıkan eseri, 1931 yılında yayımlanan “Şivanê Kurmanca” oldu. Türkçeye “Kürt Çoban” olarak çevrilen eser, modern Kürt edebiyatının ilk romanlarından biri olarak kabul ediliyor. Sosyalist gerçekçi edebiyat anlayışıyla kaleme alınan roman, bir çobanın yaşamı üzerinden sınıfsal eşitsizlikleri, feodal yapıyı ve toplumsal dönüşümü anlatıyor.

Romanın dönemin önemli Kürt yayın organlarından Ria Taza gazetesinde tefrika edilmesi, Kürt okurlar arasında geniş yankı uyandırdı. Şamilov, bu eseriyle Kürtçeyi yalnızca sözlü kültürün değil, aynı zamanda modern romanın dili haline getiren isimlerden biri olarak öne çıktı.
Edebiyat araştırmacıları, Şamilov’un eserlerinde halk anlatıları, dengbêjlik geleneği ve toplumsal gerçekçiliğin iç içe geçtiğine dikkat çekiyor. Yazarın dili sade, halkla temas kurabilen ve dönemin toplumsal yapısını yansıtan bir anlatım biçimi olarak değerlendiriliyor.
Stalin dönemi sürgünü hayatını değiştirdi
1937 yılında Sovyetler Birliği’nde başlayan Stalin dönemi tasfiyeleri sırasında Arap Şamilov da tutuklandı. Yaklaşık 19 yıl boyunca sürgün ve çalışma kamplarında kalan Şamilov, Sibirya’da ağır koşullar altında yaşamını sürdürdü. Demiryolu inşaatlarında çalıştığı belirtilen yazarın, sürgün yıllarında da Kürtçe üretimden kopmadığı ifade ediliyor.
1956 yılında sürgünden dönen Şamilov, yeniden edebi çalışmalarına yoğunlaştı. Bu dönemde kaleme aldığı “Jiyana Bextewer” ve “Dimdim” romanları, onun ikinci edebi döneminin en önemli eserleri arasında gösteriliyor.

1966 yılında yayımlanan “Dimdim”, Kürt halk hafızasında önemli yere sahip olan Kela Dimdimê destanını modern roman formunda yeniden yorumladı. Eserde tarihsel direniş anlatıları ile toplumsal hafıza arasında güçlü bağlar kurulduğu belirtiliyor.
Şamilov’un yalnızca roman yazarı değil, aynı zamanda halk anlatıları ve sözlü kültür üzerine çalışan bir derlemeci olduğu da vurgulanıyor. 1967 yılında Moskova’da yayımlanan halk masalları derlemesi, Kürt sözlü kültürünün kayıt altına alınması açısından önemli çalışmalar arasında gösteriliyor.
Kürt edebiyatında bıraktığı etki sürüyor
Edebiyat çevrelerinde Arap Şamilov’un adı, sıklıkla modern Kürt edebiyatının inşasıyla birlikte anılıyor. Rus yazar Maxim Gorki’nin, Şamilov’un eserleri için söylediği belirtilen “Kürt halkı kendi yazarı Arap Şamilov’un diliyle konuşuyor” sözleri, yazarın Kürtçe üzerindeki etkisini anlatan değerlendirmeler arasında yer alıyor.

21 Mayıs 1978’de Erivan’da yaşamını yitiren Şamilov’un eserleri, bugün hâlâ Kürt edebiyatı araştırmalarında temel kaynaklar arasında değerlendiriliyor. Yazarın yaşamı, sürgün yılları ve edebi üretimi; Kürt kültürel tarihi, dil mücadelesi ve modernleşme süreci açısından önemli örneklerden biri olarak gösteriliyor.
Ölümünün 48. yılında Arap Şamilov’un adı, yalnızca bir romancı olarak değil; Kürtçenin yazılı edebiyatta kurumsallaşmasına katkı sunan öncü bir aydın olarak anılmaya devam ediyor.