Muş’un Varto ilçesinde ABD merkezli IGNIS H2 Enerji Üretim A.Ş. tarafından yapılması planlanan Jeotermal Enerji Santrali (JES) projesine karşı başlatılan direniş kritik bir aşamaya ulaştı. 24 Nisan’da kent merkezinde binlerce kişinin katıldığı kitlesel mitingin ardından sahaya taşınan tepkiler, Xwarik (Çallıdere) köyü meralarında sürdürülen çadır nöbetiyle devam ediyor.
Bölge halkı, sivil toplum örgütleri ve ekoloji platformlarının takip ettiği süreçte gözler, şirketin teknik takvimine göre ilk sondaj kuyusunun açılması planlanan 20 Mayıs tarihine çevrildi. Bölge sakinleri, ilk sondaj çalışmasının yalnızca çevresel değil, ekonomik ve toplumsal sonuçlar doğuracağını belirterek nöbet alanını terk etmiyor.

Dokuz kuyunun ruhsat süresi doldu
Projenin idari sürecinde son günlerde dikkat çeken bir gelişme yaşandı. İlk etapta beş köyü kapsayan bölgede toplam 10 sondaj kuyusu açılması planlanıyordu. Ancak Varto Ekoloji Platformu ve köy komitelerinin yürüttüğü takip sonucu, kuyuların büyük bölümüne ait ruhsat izin sürelerinin yasal süre içerisinde yenilenmediği ortaya çıktı.
İlçe kaymakamlığında muhtarlara aktarılan resmi bilgilere göre, planlanan 10 kuyudan 9’unun ruhsat süresi doldu. Şirketin şu an işlem yapabileceği yalnızca tek bir kuyu ruhsatı bulunduğu belirtildi. Bölge halkı ise firmanın tüm çalışmalarını bu son kuyu üzerinden sürdürmeye çalışacağını ifade ediyor.

Çadır nöbetinin de ruhsatı halen aktif olan kuyunun planlandığı alanda sürdürülmesi dikkat çekiyor. Bölge sakinleri, nöbet alanını stratejik olarak belirlediklerini ve süreci yakından takip ettiklerini ifade ediyor.
Köylüler dönüşümlü nöbet tutuyor
Xwarik köyü meralarında kurulan çadır alanı son 16 gündür bölgedeki direnişin merkezi haline geldi. Her gün farklı köylerden gelen gruplar nöbeti devralırken, alan 24 saat boyunca boş bırakılmıyor.
Son olarak Sofyan ve İçmeler köylerinden gelen yurttaşların sürdürdüğü nöbeti, Şeman ve Mezra Zerdo sakinleri devraldı. Gündüz saatlerinde hukuki süreçlere ilişkin toplantılar yapılırken, akşam saatlerinde kültürel etkinlikler ve dayanışma buluşmaları gerçekleştiriliyor.

İzmir Varto Ekoloji Platformu gibi farklı şehirlerden gelen dayanışma grupları da nöbet alanına destek veriyor. Alanda taşınan Kürtçe pankartlarda ise “Bu topraklar atalarımızın mirasıdır, geleceğin köküdür, JES istemiyoruz” mesajları yer alıyor.
Hayvancılık ve tarım için risk uyarısı
Varto, Doğu Anadolu Bölgesi’nin önemli küçükbaş ve büyükbaş hayvancılık merkezleri arasında yer alıyor. JES projesinin planlandığı alanlar ise bölgedeki hayvancılığın temel otlak alanlarını oluşturuyor.
Bölge halkı ve ekoloji platformları, sondaj çalışmaları sırasında yer altından çıkarılacak yüksek sıcaklıktaki akışkanın ciddi çevresel riskler taşıdığı görüşünde. Özellikle bor, arsenik, lityum ve sülfür gazı gibi maddelerin çevreye yayılma ihtimali nedeniyle mera alanlarının zarar görebileceği ifade ediliyor.

Benzer projelerin Ege Bölgesi’nde tarım alanları üzerindeki etkilerine dikkat çeken yurttaşlar, Varto’da da hayvancılık ve tarım faaliyetlerinin olumsuz etkilenebileceğini belirtiyor. Bölge sakinleri, ekonomik üretimin zarar görmesi halinde göç riskinin de artacağını dile getiriyor.
Deprem riski tartışmaları hala gündemde
Projeye yönelik tartışmaların merkezindeki bir diğer konu ise bölgenin sismik yapısı. Sondaj çalışmalarının planlandığı alan, Kuzey Anadolu Fay Hattı, Doğu Anadolu Fay Hattı ve Varto fayının kesişim noktasında bulunan Karlıova Üçlü Eklemi üzerinde yer alıyor.
Uzmanların uzun yıllardır dikkat çektiği bu bölgede yapılacak derin sondaj çalışmalarının deprem riski açısından tartışma yarattığı belirtiliyor. Jeotermal enerji sistemlerinde kullanılan geri enjeksiyon yönteminin mikro depremleri tetikleyebileceğine ilişkin bilimsel çalışmalar da bölge halkının endişelerini artırıyor.
1966 yılında büyük bir deprem yaşayan Varto’da yurttaşlar, sondaj çalışmalarının yalnızca çevreyi değil, bölgenin jeolojik yapısını da etkileyebileceğini ifade ederek nöbetlerini sürdürmeye devam ediyor.