Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı görevine atanan Ebru Cansu, mesaisinin ilk gününde kamuoyuna verdiği güçlü mesajla Gülistan Doku dosyasındaki sessizliği bozacağının sinyallerini vermişti. "Ben bir başsavcıdan önce bir kız çocuğu annesiyim, Gülistan’a ne olduğunu bulacağım" diyerek kararlılığını vurgulayan Cansu, dosyayı raftan indirerek kapsamlı bir inceleme süreci başlattı. 2020 yılından bu yana akıbeti bilinmeyen Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku için kurulan özel çalışma ekibi, elde edilen yeni bulgular ve deliller ışığında soruşturmayı derinleştirdi. Dün gece yarısı başlatılan operasyon, dosyadaki karanlık noktaların aydınlatılması adına bugüne kadar atılmış en somut adım olarak kayıtlara geçti.

Annelik Hassasiyeti ve Adalet Kararlılığı Bir Arada
Başsavcı Ebru Cansu'nun göreve atanmasıyla birlikte, Gülistan Doku soruşturmasında hem yöntem hem de hız bakımından belirgin bir değişim gözlemlendi. Dosyayı sadece bir "kayıp vakası" olarak değil, geniş bir "cinayet şüphesi" çerçevesinde ele alan Cansu, özel eğitimli ve alanında uzman bir ekibi bu soruşturma için görevlendirdi. Savcılığın bu hassas yaklaşımı, yıllardır çocuklarından haber bekleyen Doku ailesi ve adaletin tecelli etmesini bekleyen kamuoyu için büyük bir umut kaynağı haline geldi. Başsavcı'nın kişisel duyarlılığını hukuki bir titizlikle birleştirmesi, dosyadaki şüphelilerin ve ihmaller zincirinin üzerine daha kararlı gidilmesini sağladı.

Özel ekibin aylar süren gizli çalışması, teknik takipler ve dijital materyallerin yeniden incelenmesi sonucunda, soruşturmanın seyrini değiştirecek kritik verilere ulaşıldı. Bu veriler doğrultusunda hazırlanan dosya, savcılık tarafından 13 şüpheliye yönelik operasyon kararına dönüştürüldü. Operasyonun kapsamı, sadece doğrudan şüphelileri değil, o dönemde görevde olan ve delillerin karartılmasında rolü olduğu iddia edilen isimleri de kapsıyor. Başsavcı Cansu’nun bu kararlı tutumu, yargı mekanizmasının toplumsal vicdanı rahatlatma konusundaki yeni refleksini temsil ediyor.
Yedi İlde Eş Zamanlı Baskın ve Hukuki Süreç
Başsavcı’nın talimatıyla koordine edilen operasyon, Türkiye’nin yedi farklı ilinde eş zamanlı olarak icra edildi. Haklarında gözaltı kararı verilen 13 isimden 12’si yakalanırken, firari olan bir şüphelinin yakalanması için çalışmaların titizlikle sürdüğü bildirildi. Gözaltına alınanlar arasında dönemin yerel idarecileriyle bağlantılı isimlerin ve kamu görevlilerinin bulunması, soruşturmanın ciddiyetini bir kat daha artırıyor. Emniyete götürülen şüphelilerin sorgularının, Başsavcı Ebru Cansu’nun koordinesindeki özel ekip tarafından bizzat yürütüleceği öğrenildi.
Operasyonun ardından adliye koridorlarında ve kamuoyunda, 6 yıllık belirsizliğin nihayet son bulacağına dair beklentiler güçlendi. Başsavcı’nın "kız çocuğu annesi" vurgusuyla başlattığı bu süreç, adaletin sadece teknik bir mekanizma değil, aynı zamanda insani bir sorumluluk olduğunu da hatırlattı. Önümüzdeki günlerde tamamlanacak olan ifade işlemleri ve adli makamların vereceği kararlar, Gülistan Doku’nun akıbetini ortaya çıkaracak en kritik dönemeç olarak görülüyor. Kamuoyu, savcılığın bu kararlı duruşunun ardından gelecek olan somut kanıtları ve yargılama sürecini yakından takip etmeye devam ediyor.