İran’da 2022 yılında başlayan ve dünya genelinde yankı uyandıran "Jin, jiyan, azadî" (Kadın, yaşam, özgürlük) protestolarına yönelik yargılamalar, ağır cezalarla devam ediyor. İran İnsan Hakları Örgütü (IHRNGO) tarafından yapılan resmi açıklamaya göre, rejim yargısı Bokan Cezaevi'nde tutuklu bulunan Raouf Sheikh Ahmadi, Mohammad Faraji ve Mohsen Eslamkhah isimli üç Kürt mahpusa idam cezası verildiğini duyurdu. Mahabad Devrim Mahkemesi tarafından 2025 yılı içerisinde yürütülen yargılamalar sonucunda verilen bu kararlar, sanıkların protesto gösterileri sırasındaki faaliyetleri nedeniyle en ağır yaptırıma çarptırıldığını tescilledi. İnsan hakları savunucuları, kararların adil yargılanma ilkelerinden uzak olduğunu vurguluyor.
Ağır Suçlamalar ve Tutukluluk Süreçleri
Mahkeme heyeti, üç eylemci hakkında verdiği idam kararını İran ceza kanununda en ağır suçlar arasında yer alan “Allah'a düşmanlık" (moharebeh) ve "yeryüzünde bozgunculuk” (efsad-fil-arz) kavramlarına dayandırdı. Bu suçlamalar, genellikle rejim güvenliğini tehdit eden veya kitlesel protestolara öncülük eden kişiler için kullanılıyor.

Tutuklanan isimlerden 25 yaşındaki Raouf Sheikh Ahmadi’nin, 26 Aralık 2022 tarihinde Bokan'daki aile evinde düzenlenen bir baskınla gözaltına alındığı bildirildi. Ahmadi’nin Urmiye İstihbarat Merkezi’ne nakledildiği ve ailesinin kendisinden yaklaşık beş buçuk ay boyunca hiçbir haber alamadığı belirtiliyor. Benzer şekilde 24 yaşındaki Muhammed Faraji de 11 Ocak 2023’te tutuklanarak aynı sorgu merkezine sevk edildi.
Reşit Olmayan Sanık ve İşkence İddiaları
Davanın en dikkat çekici ve tartışmalı isimlerinden biri olan Mohsen Eslamkhah, tutuklandığı dönemde henüz 16 yaşında olması nedeniyle uluslararası hukuk normları çerçevesinde korunması gereken bir çocuk statüsündeydi. Gözaltına alındıktan sonra Urmiye İstihbarat Merkezi’ne götürülen Eslamkhah’tan 40 gün boyunca haber alınamadığı kaydedildi. Daha sonra Bokan Cezaevi'ne nakledilen genç eylemciye yönelik verilen idam kararı, çocuk hakları aktivistleri tarafından büyük bir endişeyle karşılandı. İnsan hakları savunucuları, her üç tutsağın da sorgu süreçlerinde ağır işkencelere maruz kaldığını ve itirafların bu baskılar altında alındığını ileri sürerek kararın durdurulması için çağrıda bulundu.
Uluslararası Kamuoyunun Sessizliği ve Beklenti
İran’daki idam kararları, ülkedeki siyasi tansiyonun bir kez daha yükselmesine neden oldu. Özellikle protestolarla bağlantılı olarak verilen bu cezaların, toplumsal muhalefeti sindirme amacı taşıdığı yorumları yapılıyor. İnsan hakları örgütleri, Mahabad Devrim Mahkemesi’nin kararlarının üst mahkemelerce bozulması ve infazların durdurulması için küresel bir kamuoyu baskısı oluşturmaya çalışıyor. "Jin, jiyan, azadî" eylemlerinin simge haline geldiği bir dönemde verilen bu cezalar, İran’ın iç hukuk sistemi ile uluslararası insan hakları standartları arasındaki derin çatışmayı bir kez daha gözler önüne seriyor.