Dicle TV | Güncel | Deniz Göktaş'la yeniden gündemde: Sevim Tanürek cinayeti nasıl örtüldü?

Deniz Göktaş'la yeniden gündemde: Sevim Tanürek cinayeti nasıl örtüldü?

Komedyen Deniz Göktaş hakkında başlatılan soruşturmanın ardından, 1998 yılında sanatçı Sevim Tanürek'in yaşamını yitirdiği ve Burak Erdoğan'ın sürücüsü olduğu trafik kazasına ilişkin dosya yeniden tartışılmaya başlandı

Komedyen Deniz Göktaş hakkında başlatılan soruşturmanın ardından, 1998 yılında sanatçı Sevim Tanürek'in yaşamını yitirdiği ve Burak Erdoğan'ın sürücüsü olduğu trafik kazasına ilişkin dosya yeniden tartışılmaya başlandı

Deniz Göktaş'la yeniden gündemde: Sevim Tanürek cinayeti nasıl örtüldü?

Komedyen Deniz Göktaş hakkında başlatılan soruşturmanın ardından, 1998 yılında sanatçı Sevim Tanürek'in yaşamını yitirdiği trafik kazasına ilişkin dosya yeniden kamuoyunun gündemine taşındı. Gösterisinde dosyaya kısa bir göndermede bulunan Göktaş hakkında yürütülen soruşturma sonrasında, yıllar önce geniş tartışmalara konu olan dava süreci ve dosyada yaşanan gelişmeler yeniden hatırlandı.

Sevim Tanürek'in Mesleği Ne? - Onedio

Sevim Tanürek'in yaşam öyküsüne ilişkin kamuoyunda bilinen bilgiler sınırlı olsa da, sanat yaşamı ve ardından yaşanan trafik kazası uzun yıllardır gündemde yer almaya devam ediyor. Tanürek'in 1950-1959 yılları arasında TRT Ankara Radyosu'nda görev yaptığı, sahne çalışmaları gerçekleştirdiği, 45'lik plaklar doldurduğu ve "Hicran" adlı bir albüm yayımladığı biliniyor.

Ancak Tanürek'in adı, sanat kariyerinden çok 11 Mayıs 1998 tarihinde yaşanan trafik kazasıyla hafızalara kazındı. İddiaya göre, yayalar için yeşil ışığın yandığı sırada karşıdan karşıya geçerken süratle gelen bir aracın çarpması sonucu metrelerce sürüklendi. Ağır yaralanan sanatçı, kaldırıldığı hastanede beş gün süren tedavisinin ardından yaşamını yitirdi.

Rahmetli sanatçımız Sevim Tanürek'in ölüm yıldönümü 16 Mayıs ...

Sevim Tanürek dosyasında tartışılan yargı süreci

Kazaya neden olan aracın sürücüsünün, dönemin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın oğlu Burak Erdoğan olduğu açıklandı.

Haberde aktarılan iddialara göre, kazanın ardından olay yeri itfaiye ekipleri tarafından yıkandı ve böylece olay yerindeki deliller ortadan kaldırıldı. Burak Erdoğan'ın tutuklanmadığı, dava sürecinde mahkeme duruşmalarına katılmadığı ifade edildi.

Dosyada hazırlanan ilk bilirkişi raporunda Burak Erdoğan'ın 8'de 5 oranında kusurlu bulunduğu belirtilirken, daha sonra hazırlanan ikinci değerlendirmede farklı bir sonuca ulaşıldığı aktarıldı. Haberde yer alan bilgilere göre, ikinci raporun hazırlanmasının ardından Sevim Tanürek'in 8'de 8 kusurlu olduğu yönünde değerlendirme yapıldı.

YENİ - 11 Mayıs 1998.. Sevim Tanürek yeşil yanan yaya geçidinden karşıdan  karşıya geçerken bir aracın çarpması sonucu ağır yaralandı. 5 gün sonra, 16  Mayıs'ta Hastenede öldü. Tanürek'e çarpan 34 ABR 93

Haberde ayrıca, Tanürek'i kusurlu bulan raporu hazırlayan kişinin kariyerine ilişkin daha önce yayımlanan haberlerin yıllar önce soL Haber tarafından kamuoyuna aktarıldığı, bu haberlerin erişime engellendiği ve söz konusu yayınlar nedeniyle soL Haber hakkında yargı süreci işletildiği bilgisine yer verildi.

Deniz Göktaş soruşturmasıyla dosya yeniden gündeme geldi

Yaklaşık 28 yıl önce yaşanan olayın yeniden tartışılmasının nedeni ise komedyen Deniz Göktaş hakkında yürütülen soruşturma oldu.

Haberde aktarıldığına göre Deniz Göktaş, "Ölü Deniz" adlı gösterisinde Sevim Tanürek dosyasına kısa bir gönderme yaptı. Bu gösterinin ardından hakkında soruşturma başlatıldı.

Soruşturma sürecinde Göktaş'ın, sosyal medya hesabından "en sevdiğim şakam, nedense pek paylaşılmadı" ifadeleriyle söz konusu gösteriden bir kesit paylaştığı, daha sonra ise gözaltına alındığı belirtildi.

Deniz Göktaş'ın en sevdiği şakası: 'Nedense pek paylaşılmadı'

Gözaltı sonrasında ise Deniz Göktaş'ın yalnızca bu gösteri nedeniyle değil, aynı zamanda "cumhurbaşkanına hakaret" suçlaması kapsamında da soruşturma geçirdiği bilgisi kamuoyuna yansıdı.

Haberde, soL Haber'in erişim engellerine ve çeşitli baskılara rağmen yayınlarını sürdürdüğü belirtilerek, okuyucular abonelik desteğine davet edildi.

Arşivde yer alan röportaj yeniden paylaşıldı

Haberde, olayla ilgili geçmiş yıllarda yayımlanan çok sayıda içeriğe erişim engeli getirildiği, ancak dönemin Hürriyet gazetesinde yayımlanan bir yazının erişilebilir durumda olduğu ifade edildi.

Bu kapsamda gazeteci Emin Çölaşan'ın, Sevim Tanürek'in eşi Ahmet Tanürek ile yaptığı görüşmeden aktardığı ifadeler yeniden yayımlandı.

Röportajda Ahmet Tanürek, kazanın meydana gelişine ilişkin şu iddiaları dile getirdi:

"Tayyip'in oğlu kırmızı ışıkta hızla geçiyor. Peşine siren çalarak ekip takılıyor. Kaçarken, yaya geçidine 5 metre kala eşime çarpıyor. 30 metre sürüklüyor. Eşim 6 gün sonra vefat etti."

Bugün TRT Türk Müziği sanatçısı Sevim Tanürek'in 26. Ölüm yıldönümü.. Allah  rahmet eylesin…

Ahmet Tanürek, Burak Erdoğan'ın yakalandıktan sonra polis ekiplerine Recep Tayyip Erdoğan'ın oğlu olduğunu söylediğini, bu andan itibaren olayın seyrinin değiştiğini öne sürdü.

Karakolda ehliyetin sorulmadığını belirten Tanürek, polis memurlarına bu durumu hatırlattıklarında "Siz ukalalık etmeyin, biz ne yapacağımızı biliriz" yanıtını aldıklarını ifade etti.

Kazanın hemen ardından belediyeye ait arazözlerin olay yerine geldiğini söyleyen Tanürek, caddenin tamamen yıkandığını ve yaklaşık 35 metrelik fren izlerinin ortadan kaldırıldığını iddia etti.

Tanürek ayrıca Burak Erdoğan'ın olay sırasında ehliyetinin bulunmadığını, kazadan sonra üç ay öncesine aitmiş gibi ehliyet düzenlendiğini ileri sürdü.

İnce'nin Erdoğan'a "ağzımı açtırma" diye anımsattığı Tanürek cinayeti: "Bir  ölüm nasıl örtbas edildi?" | Sendika.Org

Mahkeme sürecine ilişkin açıklamalarında Burak Erdoğan'ın duruşmalara hiç katılmadığını, yurt dışına gönderildiğini, buna karşın mahkeme salonunda babasına yakın kişilerin sürekli bulunduğunu söyledi.

Ahmet Tanürek, eşinin hakkını aramaya çalışırken tehdit edildiklerini, tacize uğradıklarını ve mahkemede çeşitli baskılarla karşı karşıya kaldıklarını öne sürdü.

Hakime, ehliyetin sonradan düzenlendiğini söylediklerinde "Ne demek yani, siz koskoca belediye başkanını sahtecilikle mi suçluyorsunuz?" sözleriyle karşılaştığını aktaran Tanürek, yaşadığı öfkeyi de dile getirdi.

Tanürek, kazayı gören tanıkların tehdit edildiğini, yalnızca genç bir kadının tanıklık yapmak istediğini ancak zarar görmemesi için daha sonra bundan vazgeçtiklerini ifade etti.

Şişli Karakolu'nda görev yapan polisler ile ehliyet düzenleyen trafik görevlilerinin ailelerinin de dava sürecinde kendilerine gelerek şikâyetçi olmamalarını istediklerini söyleyen Tanürek, bu kişilerin görevlerini kaybetme endişesi taşıdıklarını anlattı.

SevimTanürek #AyşeSevimTanürek #16Mayıs1998 #16Mayıs #Cinayet #CavitÜrek  #AhmetÜrek Türkiye'nin 27 Yıl önceki hali neyse, bugün de bu. Hangi ülke de  ehliyetsiz bir sürücü, bir kişiye çarparak ölümüne neden olduktan hemen  sonra ehliyet sahibi

Ayrıca evlerinin önüne her gün belediye araçlarının geldiğini, kendilerine olayın üzerine gitmemeleri yönünde yaklaşık 20 kişinin ricacı olarak gönderildiğini iddia etti.

Tanürek, dönemin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın siyasi gücü nedeniyle aile olarak davayı sürdürmenin sonuç vermeyeceğine inandıklarını belirterek, bu nedenle aile meclisi kararıyla hukuki mücadelenin devam ettirilmemesine karar verdiklerini ifade etti.

Röportajın sonunda Ahmet Tanürek, mahkeme kararına ilişkin şu bilgileri paylaştı:

"Sonuçta efendim, mahkeme kararını verdi. 8'de 4 kusurlu olan çocuk 3 ay hapis cezası aldı. Bu da paraya çevrildi. 1998 yılının parasıyla toplam 540 bin lira ceza ödediler. Bugünün parasıyla yaklaşık 2 milyon eder."

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız