Milano merkezli Dünya Vicdanlılar Bahçesi (Gariwo Vakfı), 2026 yılı “Vicdanlılar Ödülü”nü gazeteci ve yazar Hasan Cemal’e vereceğini duyurdu. Her yıl 6 Mart’ta düzenlenen Vicdanlılar Günü etkinlikleri kapsamında verilen ödül, soykırıma, zulme ve insan hakları ihlallerine karşı kişisel risk alarak mücadele eden kişilere sunuluyor. Vakıf, Cemal’in Ermeni Soykırımı’nın tanınması için yürüttüğü çalışmalara, Türkiye’deki resmî inkâr politikalarına karşı tutumuna ve Hrant Dink’in mirasını yaşatma çabasına dikkat çekti.
2003 yılında kurulan Gariwo, ödül verdiği kişilerin hikâyelerini gelecek kuşaklara aktarmak amacıyla Milano’daki Vicdanlılar Bahçesi’ne her birinin adına bir ağaç dikiyor ve anıt taşı yerleştiriyor. Vakfa göre Hasan Cemal’in seçilmesi, aile geçmişiyle yüzleşme ve tarihsel hakikati dile getirme konusundaki kişisel ve entelektüel duruşuyla bağlantılı.

“Aile tarihiyle yüzleşmeyi seçti”
Gariwo’nun açıklamasında, Jön Türk yönetiminin önemli isimlerinden Cemal Paşa’nın torunu olan Hasan Cemal’in, aile geçmişiyle yüzleşerek Türkiye’deki resmî tarih anlatısına karşı çıktığı belirtildi. Açıklamada, Cemal’in gazeteciliği, yazıları ve toplumsal çalışmaları aracılığıyla Ermeni Soykırımı’nın tanınmasına ve Türklerle Ermeniler arasında diyaloğun gelişmesine katkıda bulunduğu ifade edildi.
Vakfın Cemal hakkındaki tanıtım yazısında da onun tarihsel hakikati ortaya çıkarma çabasına vurgu yapıldı. Cemal’in, 1915’te yaşananların siyasi gerekçelerle çarpıtılmasına karşı çıktığı; Türkiye’de insan haklarını, demokrasiyi ve barışı savunan gazeteci, yazar ve insan hakları savunucularının sesini duyurmaya çalıştığı kaydedildi.
Gariwo, Cemal’in Ermeni Soykırımı hakkındaki hakikati dile getirmesini bir öğrenme ve adalet arayışının sonucu olarak değerlendirdi. Bu çabanın, Ermeni halkının hafıza hakkının tanınması ve geçmişin yaralarının sarılmasıyla bağlantılı olduğu belirtildi.
Hrant Dink’in mirasıyla kurulan bağ
Gariwo açıklamasında, Hasan Cemal ile Agos gazetesi kurucusu Hrant Dink arasındaki ilişkiye özel bir yer ayrıldı. Vakıf, Dink’in 2007’de İstanbul’da gazetesinin önünde öldürülmesinin ardından Cemal’in onun mirasını sürdürme konusundaki kararlılığının, ödülün temsil ettiği ahlaki cesaret ve bireysel sorumluluk anlayışıyla örtüştüğünü bildirdi.

Hrant Dink, 2009 yılında Milano’daki Vicdanlılar Bahçesi’nde anılmıştı. Gariwo, Hasan Cemal’in de aynı bahçede yer almasının iki isim arasındaki bağı ve Türklerle Ermeniler arasında diyalog kurulması yönündeki ortak çabayı simgeleyeceğini belirtti.
Cemal, 1915: Ermeni Soykırımı adlı kitabında Hrant Dink’in ölümünün ardından yaşadığı duyguları ve Ermeni halkının acısını anlamaya yönelik arayışını da anlattı. Kitabında, Erivan’daki Ermeni Soykırımı Anıtı’na üç beyaz karanfil bıraktığı sabahı hatırlatan Cemal, Dink’e hitaben onun ve atalarının acısını anlamaya çalıştığını yazdı.
“Ermeniler acılarını Cemal Paşa’nın torunuyla paylaşmak ister mi?”
Hasan Cemal’in 2012’de yayımlanan 1915: Ermeni Soykırımı adlı kitabı, yazarın aile geçmişiyle yüzleşmesini ve Ermeni Soykırımı üzerine yürüttüğü araştırmayı merkezine alıyor. Cemal, kitabı yazmaya başlarken Ermenilerin acılarını Cemal Paşa’nın torunuyla paylaşmak isteyip istemeyeceklerini sorguladığını aktarıyor.
Gariwo’nun tanıtım yazısına göre kitap, geçmişin tanıklıklarının yanı sıra günümüz Türkiye’sinde milliyetçilik ve inkârcılığın gölgesinde kalan seslere de kulak veriyor. Türkiye’de yasaklamalara ve davalara rağmen geniş bir okur kitlesine ulaşan eser, Türklerle Ermeniler arasında uzlaşma ve diyalog kurulmasına yönelik bir çağrı olarak değerlendiriliyor.

Cemal, Ermeni Soykırımı’nı kabul etmesinin yanı sıra Ermeni halkından özür dileyen ve Hrant Dink’in uzlaşma çabalarına destek veren bir gazeteci olarak tanıtılıyor. Gariwo’nun metninde, onun tarihsel hakikatin kabul edilmesini demokrasi, düşünce özgürlüğü ve insan haklarına saygı açısından önemli gördüğü vurgulanıyor.
Cemal’in kitabında ele aldığı tarihsel başlıklar arasında Kürtlere ve Alevilere yönelik baskılar, Trakya’daki Yahudi karşıtı pogromlar, Dersim Katliamı, gayrimüslimlerin mülklerine ilişkin uygulamalar, Kıbrıs meselesinin ardından İstanbul’da yaşanan saldırılar ve askeri darbeler de bulunuyor. Yazarın, Türk Ceza Kanunu’nun 301’inci maddesini ve Türkiye’deki milliyetçi söylemi eleştirdiği; bu yaklaşımı nedeniyle kendisinin de tehditlerle, davalarla ve kişisel saldırılarla karşı karşıya kaldığı aktarılıyor.
Gazetecilik kariyeri ve 2013’teki istifası
1944’te İstanbul’da Türk ve Çerkes kökenli bir ailede doğan Hasan Cemal, 1965 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden mezun oldu. Gazetecilik kariyeri boyunca Cumhuriyet, Sabah ve Milliyet gazetelerinde görev yaptı.
1981-1992 yılları arasında Cumhuriyet gazetesinin genel yayın yönetmenliğini üstlenen Cemal, daha sonra Sabah ve Milliyet gazetelerinde çalıştı. 2013 yılında, PKK lideri Abdullah Öcalan ile yaptığı röportajın ardından dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın baskıları sonucunda Milliyet’teki görevinden ayrıldı.
Gariwo’nun tanıtımında Cemal’in, dedesi Cemal Paşa’nın da içinde bulunduğu tarihsel sorumlulukla yüzleşmesinin hayatındaki belirleyici dönüm noktalarından biri olduğu belirtiliyor. Cemal’in geçmişin çarpıtılmasına karşı çıkma çabasının, Türkiye’de demokrasi ve düşünce özgürlüğü mücadelesinin bir parçası olduğu ifade ediliyor.
“Gerçek tarihle yüzleşmek”
Gariwo’nun yazısında, Hasan Cemal’in Ermenistan’da dedesi Cemal Paşa’yı 1922’de Tiflis’te öldüren Artashes Gevorkyan’ın torunuyla da görüştüğü aktarılıyor. Tanıtım yazısına göre bu buluşmada geçmişin yükü, adalet ve barış üzerine konuşuldu. Görüşme, tarihsel acılarla yüzleşmenin ve geçmişten gelen düşmanlıkların aşılmasının önemini ortaya koyan bir karşılaşma olarak anlatılıyor.
Cemal’in Hrant Dink’in öldürülmesinin ardından da onun mücadelesini sürdürme sorumluluğunu taşıdığı belirtiliyor. Dink’in cenazesinde on binlerce kişinin “Hepimiz Ermeniyiz, hepimiz Hrant Dink’iz” sloganıyla yürüdüğü hatırlatılan yazıda, bu dayanışmanın Türkiye’deki toplumsal yüzleşme açısından taşıdığı anlam vurgulanıyor.
Gariwo, Hasan Cemal’in tarihsel hakikati savunma ve Türklerle Ermeniler arasında diyalog kurma çabasını, Vicdanlılar Ödülü’nün temelindeki ahlaki sorumluluk anlayışıyla ilişkilendirdi. Cemal’in bu yılki ödüle layık görülmesiyle birlikte, Hrant Dink’in 2009’da aynı bahçede anılması üzerinden iki gazetecinin hikâyeleri arasında da bir bağ kurulmuş oldu.