Dicle TV | Gündem | Kürt gazeteci Mehmet Kılıç ve ailesi için sınır dışı tehlikesi

Kürt gazeteci Mehmet Kılıç ve ailesi için sınır dışı tehlikesi

Özgür Gündem ve Azadiya Welat’ta çalışan Mehmet Kılıç’ın iltica başvurusu reddedildi. Kılıç, eşi ve iki çocuğuyla Türkiye’ye gönderilme riskiyle karşı karşıya.

Özgür Gündem ve Azadiya Welat’ta çalışan Mehmet Kılıç’ın iltica başvurusu reddedildi. Kılıç, eşi ve iki çocuğuyla Türkiye’ye gönderilme riskiyle karşı karşıya.

Kürt gazeteci Mehmet Kılıç ve ailesi için sınır dışı tehlikesi

Özgür Gündem ve Azadiya Welat gazetelerinde saha çalışanı ve muhabir olarak görev yapan Mehmet Kılıç’ın İsviçre’ye yaptığı iltica başvurusu reddedildi. Türkiye’deki gazetecilik faaliyetleri nedeniyle tehdit edildiğini ve güvenlik güçlerinin baskısına maruz kaldığını belirten Kılıç, Eylül 2023’te eşi Gülşen ve çocukları Deniz ile Delal’le birlikte İsviçre’ye sığındı.

İsviçre Devlet Göç Sekreterliği (SEM), 2025 yılında Kılıç’ın başvurusunu reddederek Türkiye’ye dönmesi halinde siyasi kovuşturma ya da güvenlik tehdidiyle karşılaşmayacağı değerlendirmesinde bulundu. Karara yapılan itirazı inceleyen İsviçre Federal İdare Mahkemesi de geçen hafta ret kararını onadı.

Bern’de yaşayan Kılıç ve ailesi, kararın ardından sınır dışı edilme riskiyle karşı karşıya. Kılıç, Türkiye’ye gönderilmeleri halinde yeniden gözaltına alınabileceğini, tutuklanabileceğini ve tehditlerle karşılaşabileceğini söylüyor.

Üç Gazete Ermenice Manşetle Çıktı

Gazete dağıtımından muhabirliğe uzanan süreç

Kılıç, 2000-2010 yılları arasında Adıyaman, Urfa ve Diyarbakır çevresinde Özgür Gündem ve Azadiya Welat gazeteleri için çalıştı. Gazete dağıtımı ve mali işlerin yanı sıra zaman zaman saha muhabirliği de yaptığını anlatan Kılıç, o dönemde bölgedeki hak ihlallerinin duyurulması için çalıştıklarını belirtiyor.

Gazetelerin bölge halkı açısından önemini şu sözlerle anlatıyor:

“Halkın başka bir haber alma kanalı yoktu. Gazeteyi ulaştırdığımızda doğru haber edinmeleri için bir kaynak oluşturuyorduk. Başka bir kanaldan doğru bilgiye ulaşamıyorlardı. Biz de o dönem bu görevi üstlenmek zorunda kaldık. Bir nevi toplumsal bir kimlik mücadelesi veriyorduk.”

Kılıç, gazete dağıtımı sırasında polis baskısıyla karşılaştığını, tehdit edildiğini ve güvenlik güçleri tarafından sık sık durdurulduğunu söylüyor:

“Dağıtım sırasında polis baskısıyla karşılaşıyorduk. Polis tarafından tehdit ediliyorduk. Bu işi yaparsanız geleceğiniz olmaz, yıllar geçse de bunlar karşınıza çıkar, çocuklarınızın önünde bile hayatınız tehlikeye girer diyorlardı.”

Özgür Gündem davasında ceza talebi « İlke TV

Beş yıl hapis cezası aldığını söylüyor

Kılıç’ın aktardığına göre Adıyaman’ın Kömür bölgesinde jandarma tarafından gözaltına alındı ve tehdit edildi. Bunun üzerine savcılığa suç duyurusunda bulunduğunu, daha sonra şikâyet ettiği karakol komutanıyla karşılaştığında hakarete uğradığını anlatıyor.

Kılıç, 2009 yılında örgüt propagandası suçlamasıyla hakkında dava açıldığını ve Malatya Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen yargılama sonucunda 5 yıl hapis cezası aldığını belirtiyor. Bu süreçte güvenlik güçlerinin kendisinden işbirliği yapmasını istediğini öne sürüyor:

“Bizimle işbirliği yaparsan sıkıntı yaşamazsın diyerek beni ajanlaştırmak istediler. Ama ben kabul etmedim.”

Aracına izleme ve dinleme cihazı yerleştirildiğini de iddia eden Kılıç, cihazın bir araç servisinde bakım sırasında fark edilerek çıkarıldığını söylüyor. Daha sonra polislerin kendisini durdurup cihazı sorduğunu belirten Kılıç, yaşadıklarını şöyle aktarıyor:

“‘Sende bir emanetimiz vardır’ dediler. Böyle bir emanet olmadığını söyledim. Bana hakaret ettiler ve bunun hesabını soracaklarını söylediler. Aynı zamanda bizimle işbirliği yaparsan gelecekte hiçbir sıkıntı yaşamazsın dediler. Elbette kabul etmedim.”

Gazetecilik faaliyetlerini bıraktıktan sonra Adıyaman’da çocuk giyim mağazası açtığını anlatan Kılıç, işyerinin de sık sık denetlendiğini ve çeşitli gerekçelerle para cezaları kesildiğini belirtiyor.

Deprem sonrasında yardım çalışmalarına katılmak istedi

6 Şubat 2023 depremlerinde Kılıç’ın kirada oturduğu ev ağır hasar gördü, kendisine ait iki katlı işyeri ise yıkıldı. Ailesiyle birlikte büyük ekonomik kayıp yaşadığını söyleyen Kılıç, deprem sonrasında yardım çalışmalarına katılmaya çalışırken polis tarafından engellendiğini ve tehdit edildiğini öne sürüyor:

“İnsanlara yardım etmek istiyordum. Ancak polis yolumu kesiyor, üzerimi ve çantamı arıyordu. Herhangi bir kamera ya da gazetecilik faaliyetine ilişkin bir şey olup olmadığını kontrol ediyorlardı. Televizyona demeç verirsen ya da haber yaparsan can güvenliğin olmaz diye tehdit ediyorlardı.”

Depremden yaklaşık 40 gün sonra çadır alabildiğini belirten Kılıç, geçim kaynaklarını kaybetmesinin yanı sıra güvenlik kaygılarının da Türkiye’den ayrılmasında etkili olduğunu ifade ediyor.

Kılıç, 2009 yılında Adıyaman’ın Kâhta ilçesinde 16 yaşındaki Medine Memi’nin öldürülmesine ilişkin haber takibi sırasında da tehdit edildiğini söylüyor. Ailesinden şiddet gördüğü ve daha önce üç kez polise başvurduğu belirtilen Memi, 2 Aralık 2009’da evlerinin bahçesindeki kümeste gömülü halde bulunmuştu. Adli incelemede elleri bağlı halde canlı gömüldüğü belirlenmişti. Kılıç, olayın haberleştirilmesinin ardından bölgedeki bazı tarikat çevrelerinin hedefi haline geldiğini ileri sürüyor.

Çocukları İsviçre’de yaşam kurdu

İsviçre’ye gelişlerinin üzerinden üç yılı aşkın süre geçtiğini belirten Kılıç, çocuklarının okula ve yaşadıkları ülkeye uyum sağladığını, dil öğreniminde ilerleme kaydettiğini anlatıyor.

Kızı Deniz’in 2025 İsviçre Tekvando Şampiyonası’nda birincilik kazandığını söyleyen Kılıç, spor kulübünün desteğine rağmen kimlik ve ikamet statüsüne ilişkin koşullar nedeniyle kızının Avrupa’daki bir yarışmaya katılamadığını belirtiyor.

İltica başvurusunun ve itirazının reddedilmesinin ardından İsviçre makamlarının Türkiye’ye dönüş halinde karşılaşabilecekleri riskleri yeterince değerlendirmediğini savunan Kılıç, şöyle konuşuyor:

“Biz ülkemizi keyfi olarak terk etmedik. Can güvenliğimiz olmadığı için ülkemizi terk etmek zorunda kaldık. İsviçre'nin hukuk devleti olduğuna inanarak buraya sığındık. Ancak sadece hukuk devleti olduğunu söylemek yetmiyor. Kendi tecrübelerimizden ve yaşadıklarımızdan çifte standartlı bir hukuk uygulandığını görüyoruz.”

Kılıç, sınır dışı işlemlerinin durdurulmasını ve ailesine İsviçre’de oturum hakkı verilmesini talep ediyor.

Hak örgütlerinin araştırması: Geri gönderilen 9 kişiden 5’i işlem gördü

İsviçre’nin Türkiye’ye yönelik geri gönderme uygulamaları insan hakları örgütlerinin de gündeminde. İsviçre Mülteci Yardım Örgütü, Demokratik Hukukçular İsviçre ve İsviçre İltica ve Yabancılar Hukuku Gözlemevi tarafından Ekim 2026’da yayımlanan araştırmada, Türkiye’ye dönen bazı kişilerin havalimanında veya sonraki aylarda adli işlemlerle karşılaştığı belirtildi.

Araştırmaya göre Aralık 2024-Nisan 2026 döneminde Türkiye’ye dönen ya da gönderilen 9 kişiden 5’i havalimanında gözaltına alındı, sorgulandı veya adli makamlara sevk edildi. Bazı kişiler hakkında ise Türkiye’ye dönüşlerinden haftalar ya da aylar sonra gözaltı ve tutuklama kararları uygulandı.

Kuruluşlar, siyasi faaliyetlerin, sosyal medya paylaşımlarının ve Kürt kültürel etkinliklerine katılımın Türkiye’de adli takibata konu olabildiğine dikkat çekerek İsviçre’ye geri gönderme uygulamalarını durdurma ve risk değerlendirmelerini yeniden yapma çağrısında bulundu.

Mehmet Kılıç ve ailesinin durumu, İsviçre makamlarının Türkiye’ye dönüşte güvenlik riski bulunmadığı yönündeki değerlendirmesi ile Kılıç’ın geçmişte yaşadığını aktardığı baskılar ve hak örgütlerinin geri gönderilen kişilere ilişkin bulgularını karşı karşıya getiriyor.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız