Dicle TV | Mezopotamya | Bugün Çarşema Sor: Evrenin Maya Tuttuğu Günün Hafızası

Bugün Çarşema Sor: Evrenin Maya Tuttuğu Günün Hafızası

Nisan’ın ilk Çarşambası yeryüzüne inen Tavus Melek, evrenin mayasını yoğururken; Ezidi halkı 73 fermana rağmen Laleş’in kutsal vadisinde varoluşunu yeniden mühürlüyor.

Nisan’ın ilk Çarşambası yeryüzüne inen Tavus Melek, evrenin mayasını yoğururken; Ezidi halkı 73 fermana rağmen Laleş’in kutsal vadisinde varoluşunu yeniden mühürlüyor.

Bugün Çarşema Sor: Evrenin Maya Tuttuğu Günün Hafızası

Evrenin tamamlandığı gün: Çarşema Sor

Ezidiler için Çarşema Sor yalnızca bir bayram değil, zamanın başlangıcını işaretleyen bir eşiktir. Her yıl nisan ayının 13’ünü izleyen ilk çarşamba günü kutlanan bu özel gün, inanca göre evrenin yaratılış sürecinin tamamlandığı andır. Tanrı’nın dünyayı yarattıktan sonra yaşamın mayasını bu günde yoğurduğuna, kozmik düzeni kuran Melek Tavus’un yeryüzüne indiğine inanılır.

Bu nedenle Çarşema Sor, klasik anlamda bir takvim başlangıcından çok daha fazlasıdır. Ezidiler için bu gün, varoluşun düzen kazandığı, doğanın uyandığı ve yaşamın yeniden kurulduğu bir dönüm noktasıdır. İlkbahar ekinoksundan hemen sonra gelmesi de bu kozmik anlatıyı doğayla doğrudan ilişkilendirir. Kışın donmuş dünyası çözülürken, ritüellerle bu çözülmenin anlamı yeniden üretilir.

Nisan ayı bu yüzden “yılın gelini” olarak kabul edilir. Toprak sürülmez, düğün yapılmaz. Çünkü doğa zaten bir dönüşümün içindedir ve bu sürece müdahale edilmez. Çarşema Sor, doğaya eşlik edilen bir bayramdır; yön verilen değil, izlenen bir zaman dilimidir.

Bir yumurtanın içinden çıkan evren

Ezidi inanç sisteminde yaratılış anlatısı, kozmik bir yumurta metaforuyla açıklanır. Evren başlangıçta kapalı, bütün ve henüz açılmamış bir yapı olarak tasavvur edilir. Melek Tavus’un yeryüzüne inişiyle birlikte bu kabuk kırılır, içindeki potansiyel açığa çıkar ve dünya biçimlenir.

Bu nedenle bayramın en bilinen ritüeli yumurtadır. Haşlanır, boyanır ve tokuşturulur. Her aşama semboliktir. Haşlanma, maddenin sertleşmesini; kabuğun kırılması, evrenin açılmasını temsil eder. Renkler ise doğanın çeşitliliğini ve kozmik düzenin çok katmanlı yapısını yansıtır.

Yumurtaların kabuklarının tarlalara serpilmesi, bereketin toprağa yayılması anlamına gelir. Aynı zamanda bu ritüel, evrenin parçalarının yeniden doğaya iade edilmesi gibi yorumlanır. Yani yaratılış sadece geçmişte yaşanmış bir olay değil, her yıl yeniden kurulan bir döngüdür.

Çarşema Sor’da doğa ile insan arasında kurulan bu ilişki, Ezidi inancının merkezinde yer alan denge fikrini görünür kılar. Toprak, su, hava ve ateşin uyumu yalnızca kozmik bir teori değil, gündelik pratiklerin içinde somutlaşan bir gerçekliktir.

Laleş: Yeryüzüne ilk inişin mekânı

Çarşema Sor’un kalbi, Irak Kürdistan Bölgesi’nde bulunan Laleş Vadisi’dir. Ezidiler için burası yalnızca bir ibadet yeri değil, evrenin düzen kazandığı ilk nokta olarak kabul edilir. İnanca göre Melek Tavus yeryüzüne ilk kez burada iner.

Bayramın arifesinde Ezidiler Laleş’te toplanır. Törenler, dini liderlerin öncülüğünde başlar. 365 mum yakılır; her biri yılın bir gününü temsil eder. Bu, zamanın döngüselliğine yapılan bir vurgudur. İnsan yaşamı ile kozmik zaman arasında bir bağ kurulur.

Tapınağa yalın ayakla girilir, kutsal kabul edilen alanlarda dualar edilir. Enzel Köprüsü’nün kapısını öpmek, günahlardan arınmanın bir sembolüdür. İnsanlar dileklerini düğümlerle ifade eder; bağlar ve çözerler. Bu ritüeller, görünürde basit hareketler olsa da, aslında evrenle kurulan ilişkinin sembolik dili olarak işlev görür.

Ancak son yıllarda bu kolektif ritüellerin sürekliliği kesintiye uğradı. Güvenlik sorunları, salgınlar ve zorunlu göçler nedeniyle büyük kutlamalar sık sık iptal edildi. Bu durum, bayramın kamusal boyutunu zayıflatırken, aile içi kutlamaları daha görünür hale getirdi.

Sürgün, kamplar ve kesintiye uğrayan bayram

Ezidilerin Çarşema Sor’u kutlama biçimi, son yıllarda yaşanan kırılmalarla birlikte değişti. 2014 yılında IŞİD’in Şengal’e saldırısı, bu değişimin en belirleyici noktası oldu. Binlerce insan öldürüldü, 6 binden fazla kişi kaçırıldı. Yıllar geçmesine rağmen hâlâ binlerce kişinin akıbeti bilinmiyor.

Bugün yaklaşık 350 bin Ezidi, Duhok ve çevresindeki kamplarda yaşamını sürdürüyor. Bu kamplarda bayram, çoğu zaman sınırlı imkânlarla, küçük aile buluşmaları şeklinde kutlanıyor. Büyük toplu ritüellerin yerini daha sessiz, daha içe dönük anmalar aldı.

Öte yandan Avrupa’ya göç eden yüz binlerce Ezidi için Çarşema Sor, kimliğin yeniden kurulduğu bir alan haline geldi. Almanya başta olmak üzere farklı ülkelerde düzenlenen toplu kutlamalar, diaspora içinde kültürel sürekliliğin korunmasını sağlıyor.

Çarşema Sor Bayramı kutlu olsun

Ancak bu kutlamalar, Laleş’teki deneyimin yerini tutmuyor. Bayram, mekânla kurulan bağdan koparıldığında, anlamının bir kısmını da kaybediyor. Buna rağmen ritüellerin devam etmesi, kolektif hafızanın sürdüğünü gösteriyor.

Unutulmaya karşı hatırlama pratiği

Araştırmacı ve yazar Tosinê Reşid’e göre Çarşema Sor, uzun yıllar boyunca bazı bölgelerde sınırlı biçimde bilinen bir bayramdı. Son dönemde ise sosyal medya ve diaspora etkisiyle daha görünür hale geldi. Bu durum, bir yandan kültürel canlanma yaratırken, diğer yandan geleneklerin yeniden yorumlanmasına yol açtı.

Bugün Çarşema Sor, sadece dini bir ritüel değil, aynı zamanda bir hatırlama pratiği olarak işlev görüyor. Özellikle genç kuşaklar için bu bayram, kimlik ve aidiyetle kurulan bağın somutlaştığı bir alan.

Cejna Pîroz Çarşema Sor Ya Gelê Êzidiyan Pîroz Be | Halkların Demokratik  Partisi

Ezidiler tarih boyunca çok sayıda katliam ve zorla göçle karşı karşıya kaldı. Bu süreç, kolektif hafızada “fermanlar” olarak adlandırılıyor. En son büyük kırılma olan 2014 saldırıları, bu hafızayı yeniden güncelledi.

Bu nedenle Çarşema Sor, yalnızca doğanın uyanışıyla ilgili değil; aynı zamanda bir halkın varlığını sürdürme iradesiyle ilgili. Ritüeller, geçmişin izlerini taşırken, geleceğe dair bir devamlılık iddiası da içeriyor.

Ritüellerin dili: Sessiz ama kalıcı

Bayram günü çocuklar ve gençler doğaya çıkar, çiçekler toplar. Kırmızı gelincikler kapılara asılır. Kadınlar renkli yumurtalar hazırlar, yemekler pişirilir ve özellikle yoksul ailelere dağıtılır. Bu paylaşım, toplumsal bağların yeniden kurulmasını sağlar.

Mezarlık ziyaretleri yapılır. Ölülerle kurulan bağ, bayramın önemli bir parçasıdır. Çünkü Çarşema Sor yalnızca yaşayanların değil, geçmiş kuşakların da dahil olduğu bir döngüyü temsil eder.

Bazı bölgelerde çiftçiler, tarlalarına giderek yumurta yer ve kabuklarını toprağa bırakır. Bu, bereketin doğrudan üretim alanına aktarılması anlamına gelir. Aynı zamanda doğayla kurulan ilişkinin pratik bir ifadesidir.

Ezidiler ilk kez o ilçede 'Çarşema Sor'u kutlayacak

Hayvanların sağılmaması, doğaya müdahalenin sınırlandırılması gibi uygulamalar da bu günün etik çerçevesini oluşturur. Çarşema Sor, insanın doğa üzerindeki kontrolünü askıya aldığı nadir zamanlardan biridir.

Bir bayramdan fazlası

Bugün dünya genelinde yaklaşık bir milyon Ezidinin yaşadığı tahmin ediliyor. Irak, Suriye, Türkiye, Kafkasya ve Avrupa’ya yayılan bu topluluk için Çarşema Sor, ortak bir zaman duygusu yaratıyor.

Ancak bu ortaklık, aynı koşullar altında yaşanmıyor. Kimileri için bayram, kamplarda geçen bir gün; kimileri için Avrupa’da yeniden kurulan bir gelenek; kimileri için ise hâlâ ulaşılması zor bir coğrafyada sürdürülen bir ritüel.

Mardin'de "Çarşema Sor Bayramı" kutlandı

Tüm bu farklılıkların içinde Çarşema Sor’un değişmeyen yönü, evrenle kurulan bağın her yıl yeniden hatırlanmasıdır. Yumurta kırıldığında, mum yakıldığında ya da bir çiçek kapıya asıldığında, bu hatırlama yeniden gerçekleşir.

Çarşema Sor, bir başlangıç hikâyesini anlatır. Ama aynı zamanda bitmeyen bir sürecin, sürekli yeniden kurulan bir dünyanın da ifadesidir.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız