DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Cengiz Çandar, Meclis Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, Türkiye’nin dış politikasının Ortadoğu’daki yeni gelişmelere uygun şekilde yeniden düzenlenmesi gerektiğini vurguladı. Çandar, Suriyeli Kürtlerle diyalog kurulmasının önemine dikkat çekti.
Bütçe görüşmeleri kapsamında söz alan Çandar, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın "Suriyeli olmayanlar Suriye Demokratik Güçlerini yönetiyor" ifadelerine yanıt vererek, Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ve PYD'nin lider kadrolarının kökenlerine işaret etti. Çandar, “Eğer PYD lideri Salih Müslim’den bahsediyorsanız, o İstanbul Teknik Üniversitesi mezunu, Kobanêli ve Suriyelidir. 2013-2015 yılları arasında Türkiye’nin davetlisi olarak Dışişleri Bakanlığının konuğu olmuştur. Yine SDG’nin askeri gücü YPG’nin lideri Mazlum Abdi de Kobanêlidir ve Suriyelidir” dedi.
"Mazlum Abdi Washington'a davet edildi"
Çandar, uluslararası aktörlerin Suriyeli Kürtlerle kurduğu ilişkilere de dikkat çekerek, “Mazlum Abdi, ABD Başkanı Donald Trump tarafından Washington’daki törenlere davet edilmiştir. Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi Eşbaşkanı İlham Ahmed ise Elysee Sarayı’nda Emmanuel Macron tarafından defalarca ağırlandı. İlham Ahmed de Afrinli bir Suriyelidir” şeklinde konuştu.
PYD ve YPG’nin uluslararası statüsüne vurgu yapan Çandar, “Ne PYD ne de YPG, dünyanın hiçbir ülkesi tarafından terör örgütü olarak ilan edilmemiştir. Buna karşın Şam yönetimine hükmeden Heyet Tahrir el-Şam (HTŞ) böyle bir statüye sahiptir. Bugün Amerikan Dışişleri Sözcüsü Miller, SDG’ye desteklerinin süreceğini ve IŞİD’e karşı savaşta ‘hayati bir ortak’ olduklarını ifade etti” dedi.
"Suriyeli kürtler bizim insanlarımız"
Suriyeli Kürtlerle diyalog kurulmasının önemine değinen Çandar, Türkiye’nin bu konuda önemli bir tercih yapması gerektiğini belirtti:
“Türkiye neden Suriyeli Kürtlerle diyalog kuramıyor? Onları niçin ABD, Fransa veya İsrail’in alanına terk ediyoruz? Suriyeli Kürtler bizim insanlarımız. Eğer Türkiye, Suriyeli Kürtlerle gerçek kardeşlik ilişkileri kuramazsa, ne kendi içinde Türk-Kürt barışını sağlayabilir ne de Suriye’nin toprak bütünlüğüne ve toplumsal barışına katkıda bulunabilir.”
Türkiye’nin dış politikasını gözden geçirmesi gerektiğini belirten Çandar, konuşmasını şöyle tamamladı:
“Ortadoğu’nun yeniden dizayn edildiği bu dönemde, dış politikamızı bölgesel gerçeklere uygun şekilde yeniden düzenlemek zorundayız. Aksi takdirde Türkiye, tarihsel bir fırsatı kaçırabilir.”