Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, partisinin TBMM grup toplantısında gündeme dair kritik açıklamalarda bulundu. Konuşmasının merkezine 14 Nisan 1988’de Irak’ta Kürt halkına yönelik başlatılan Enfal Katliamı’nı alan Hatimoğulları, bu tarihi "insanlığın sustuğu, tarihin utançla mühürlendiği bir gün" olarak tanımladı. Kürt halkını tarih sahnesinden silmeyi hedefleyen bu sistematik imha hareketinin acısının hâlâ taze olduğunu vurgulayan Hatimoğulları, Türkiye’nin bu konuda atması gereken diplomatik ve insani adımlara dikkat çekti.
Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne "Tanıma" Çağrısı
Hatimoğulları, Enfal Katliamı’nın yıl dönümü vesilesiyle Türkiye’nin Kürt halkıyla gerçek bir empati kurabilmesi için bu trajediyi resmen "soykırım" olarak tanıması gerektiğini ifade etti. Bu doğrultuda Meclis’e bir kanun teklifi sunduklarını belirten Hatimoğulları, "Türkiye, Kürt halkının acısını paylaştığını Enfal'i resmen tanıyarak gösterebilir. Öfkemiz de yasımız da adalet talebimiz de hâlâ diridir" dedi. Dünya sessiz kalsa bile bu büyük acıyı unutturmayacaklarını vurgulayan Hatimoğulları, bölgesel barışın yolunun geçmişin karanlık sayfalarıyla yüzleşmekten geçtiğinin altını çizdi.

Grup toplantısında sadece tarihsel trajedilere değil, güncel bölgesel çatışmalara da değinen Eş Genel Başkan, Ortadoğu’da son dönemde tırmanan askeri gerilimin yarattığı yıkıma dikkat çekti. 41 gün boyunca bölge kentlerine havadan ve karadan ölüm yağdığını, binlerce sivilin bu süreçte hayatını kaybettiğini hatırlatan Hatimoğulları, kan ve barut kokusu altında varılan iki haftalık geçici ateşkesi memnuniyetle karşıladıklarını ancak kalıcı barış için daha somut adımların atılması gerektiğini belirtti.
İslamabad Zirvesi ve Çözülmeyen Kördüğümler
Hatimoğulları, konuşmasının devamında küresel diplomasi trafiğine dair karamsar bir tablo çizdi. Hafta sonu İslamabad’da gerçekleştirilen ve tüm dünyanın gözünün çevrildiği ABD ile İran arasındaki müzakerelerden olumlu sonuç çıkmamasını eleştirdi. Heyetlerin "uzlaşamadık" diyerek masadan kalkmasının bölge güvenliği açısından ciddi bir risk taşıdığını belirten Hatimoğulları, nükleer taahhütler, Hürmüz Boğazı ve Lübnan cephesi gibi stratejik başlıklarda düğümlerin çözülemediğini ifade etti.
Yeni bir müzakere takviminin belirlenememiş olmasının bölgeyi yeniden belirsizliğe ittiğini savunan Hatimoğulları, diplomatik başarısızlıkların bedelini her zaman sivil halkların ödediğini vurguladı. DEM Parti lideri, Türkiye’nin hem içerde hem de dışarda barışçıl bir inisiyatif alması gerektiğini söyleyerek, hem Enfal gibi tarihsel yaraların sarılması hem de güncel bölgesel savaşların durdurulması için daha aktif bir siyaset izlenmesi çağrısında bulundu.