Associated Press (AP) haber ajansı tarafından yayımlanan kapsamlı bir rapor, Orta Doğu’daki dengeleri sarsacak stratejik bir değişikliği gün yüzüne çıkardı. Rapora göre Tahran yönetimi, 28 Şubat’ta ABD ve İsrail ile başlayan savaşın yarattığı operasyonel baskılar neticesinde, Irak’taki silahlı gruplar üzerindeki merkezi kontrolünü esneterek "ademimerkeziyetçi" bir sisteme geçiş yaptı. Silahlı gruplara mensup üyeler ve üst düzey yetkililerin aktardığı bilgilere göre İran, sahadaki komutanlarına artık Tahran’daki merkezi otoriteye danışmadan ve doğrudan onay beklemeden stratejik saldırılar düzenleme izni verdi. Bu hamle, bölgedeki vekil güçlerin inisiyatif alanını genişletirken, diplomatik çözüm kanallarını da belirsizliğe sürüklüyor.
Kürdistan Bölgesi’ne Kritik Uyarı: "Bize Gelmeyin"
Strateji değişikliğinin en sarsıcı yansıması, İranlı bir heyetin Erbil’e gerçekleştirdiği gizli ziyarette ortaya çıktı. Rapora göre İranlı yetkililer, Kürdistan Bölgesi hükümetine yönelik açık bir uyarıda bulunarak, bölgedeki ABD üslerine veya diplomatik misyonlara yönelik saldırıların artması durumunda "Tahran’a şikayete gelmemelerini" iletti. Heyetin, "Artık hiçbir şey yapamayız" mesajını vermesi, İran’ın Irak’ın güneyindeki grupları kontrol etme sorumluluğundan fiilen çekildiğini gösteriyor. İsmi açıklanmayan üst düzey bir Kürt yetkili, geçmişte yaşanan milis saldırılarında doğrudan Tahran’ı muhatap aldıklarını ancak İranlıların bu kez "yetkiyi bölge komutanlarına devrettiklerini" önceden haber verdiklerini doğruladı.

Geçmiş Savaşın Dersleri ve Bağdat’ın İkilemi
Bu radikal kararın arkasında, geçtiğimiz yılın haziran ayında yaşanan 12 günlük savaşın askeri tecrübeleri yatıyor. O dönemde operasyonların aşırı merkezi bir yapıyla yönetilmesinin sahada ciddi handikaplar yarattığı tespit edildi. Sahadaki unsurlara inisiyatif verilmesiyle bu hantallığın aşılması hedeflenirken, bu durum Bağdat hükümetini Washington karşısında zor bir duruma düşürüyor. Heşdi Şabi çatısı altında devlet bütçesinden maaş alan ancak İran ajandasına göre hareket eden gruplar, Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani hükümetinin meşruiyetini ve diplomatik ilişkilerini zayıflatıyor. Nuceba Hareketi gibi gruplar İran ile olan organik bağlarını açıkça savunurken, Irak hükümeti bu milisleri kontrol edememekle eleştiriliyor.
ABD’nin Müdahalesi ve Gelecek Projeksiyonu
ABD tarafı ise özellikle orta düzey komutanları ve İran Devrim Muhafızları (Pasdaran) danışmanlarını hedef alan bir zayıflatma stratejisi yürütüyor. Yakın dönemde Bağdat’ın merkezinde düzenlenen operasyonlar, Washington’ın bu grupların hareket alanını daraltma konusundaki kararlılığını gösteriyor. ABD Dışişleri Bakanlığı’nın Bağdat yönetimine milisleri dağıtması yönündeki baskıları artarken, analistler olası bir ateşkes durumunda dahi Ketaib Hizbullah ve Nuceba gibi grupların Irak siyasetinden izole edilmesi sürecinin hızlanacağını öngörüyor. Bölgedeki güvenlik mimarisi, İran’ın bu "serbest bırakma" politikasıyla birlikte çok daha öngörülemez bir sürece evriliyor.