İran’da siyasi tutsaklara yönelik baskı ve idam infazları hız kesmeden devam ederken, Kürt genci Naser Bekirzade’nin hukuk mücadelesi kritik bir aşamaya geldi. Urmîye Devrim Mahkemesi tarafından "İsrail adına casusluk" iddiasıyla yargılanan Bekirzade, daha önce iki kez Yüksek Mahkeme tarafından bozulan idam kararının, üçüncü yargılamada resmen onandığını öğrendi. 25 Nisan Cumartesi günü infaz bürosuna çağrılarak kararın tebliğ edildiği Bekirzade, cezaevinden gönderdiği mektubunda, yargılama sürecindeki usulsüzlüklere ve kendisine yönelik uygulanan ağır baskılara dikkat çekti. Verilere göre İran’da son 40 gün içerisinde en az 21 siyasi tutsağın idam edilmiş olması, Bekirzade’nin durumu hakkındaki endişeleri en üst seviyeye taşıdı.
Hukuksuz Yargılama Süreci ve İşkence İddiaları
Naser Bekirzade’nin paylaştığı bilgilere göre, tutukluluk süreci 2 Ocak 2024 tarihinde başladı. Devrim Muhafızları istihbaratında üç ay boyunca hücrede tutulan Bekirzade, bu süre zarfında ağır psikolojik işkencelere maruz kaldığını ifade etti. İlk olarak 2024 yılının sonbaharında Urmîye Devrim Mahkemesi tarafından idam cezasına çarptırılan gencin dosyası, Nisan 2025’te Yüksek Mahkeme tarafından delil yetersizliği gerekçesiyle bozuldu. Ancak yerel mahkeme, dosyayı yeniden ele aldığında benzer iddialarla ikinci kez idam kararı verdi. Bu kararın da 2025 sonbaharında bozulmasına ve masumiyetinin teyit edilmesine rağmen, dosya üçüncü kez aynı mahkemeye gönderildi. Ocak 2026’da verilen üçüncü idam cezası, ülkenin içinde bulunduğu savaş atmosferinin gölgesinde Yüksek Mahkeme’nin 39. şubesi tarafından onandı.

Kararın tebliğ edildiği esnada infazdan sorumlu yetkililerin kendisine yönelik hakaret ve fiziksel şiddet uyguladığını belirten Bekirzade, idamın yakında uygulanacağına dair açıkça tehdit edildiğini dile getirdi. Mektubunda, idam cezasının bir insan üzerindeki yıkıcı etkisini anlatan Bekirzade, ailesinin ve sevdiklerinin bu süreçte yaşadığı derin acıyı paylaştı. Tutuklanmadan hemen önce evlilik hazırlıkları yaptığını ve bir cep telefonu dükkânı işlettiğini belirten genç, dört yıldır nişanlısının kendisini beklediğini ve bu kararı ona nasıl ileteceğini bilemediğini yazdı.
Uluslararası Kurumlara ve İnsan Hakları Savunucularına Çağrı
Naser Bekirzade, mektubunun son bölümünde davasının hukuki bir süreçten ziyade siyasi ve ideolojik saiklerle yürütüldüğünü iddia etti. Urmîye bölgesindeki yargılamaların İran’ın geri kalanından farklı bir sertlikte yürütüldüğünü savunan Bekirzade, maruz kaldığı muamelenin temelinde Kürt ve Sünni olmasının yattığını açıkça ifade etti. "İlk 'suçum' Kürt olmamdı, ikincisi ise Sünni olmam" diyen Bekirzade, bu durumun kendisini açık bir hedef haline getirdiğini belirtti.
Başta Uluslararası Af Örgütü olmak üzere dünyadaki tüm insan hakları kuruluşlarına, din âlimlerine ve onurlu kamuoyuna seslenen Bekirzade, sesinin duyurulması için destek istedi. İdam kararının kendisini parçaladığını ve her an kendi ölümünü gördüğünü belirten genç tutsak, "Ben ne ilk ne de sonum; bugün sıra bende, yarın başka birinde olabilir" diyerek toplumsal bir duyarlılık oluşturulması gerektiğini vurguladı. Bekirzade’nin mektubu, İran’daki azınlık hakları ve adil yargılanma hakkı konusundaki tartışmaları yeniden uluslararası ajandaya taşıdı.