Dicle TV | Kadın | Mahabat Cumhuriyeti'nde bir kadın yazar: Meryem Qazî’nin ardından 8 yıl

Mahabat Cumhuriyeti'nde bir kadın yazar: Meryem Qazî’nin ardından 8 yıl

Kürt yazar, edebiyat eleştirmeni ve kadın hakları aktivisti Meryem Qazî, 5 Kasım 2018’de Mahabad’da yaşamını yitirdi. Ölümünün 8’inci yılında, edebiyatın yanı sıra kadınların yaşam hakkı için verdiği mücadeleyle hatırlanıyor.

Kürt yazar, edebiyat eleştirmeni ve kadın hakları aktivisti Meryem Qazî, 5 Kasım 2018’de Mahabad’da yaşamını yitirdi. Ölümünün 8’inci yılında, edebiyatın yanı sıra kadınların yaşam hakkı için verdiği mücadeleyle hatırlanıyor.

Mahabat Cumhuriyeti'nde bir kadın yazar: Meryem Qazî’nin ardından 8 yıl

Cezaevinde tanıştığı genç bir kadının idam edileceğini öğrendiğinde ona yardım edeceğine söz verdi. Cezaevinden çıktıktan sonra bu sözü unutmadı; Mahabad’da kapı kapı dolaştı, düğünlerde ve toplumsal buluşmalarda konuştu, para topladı. İlk belirlenen miktar toplandığında talep artırıldı, kampanyayı yeniden başlattı. Sonunda genç kadının idam edilmesini engelledi.

Bu hikâyenin merkezinde, yazdığı öykülerde kadınların ve toplumun yaşadığı sorunları anlatan, yaşamı boyunca bu sorunlara müdahale etmeye de çalışan Kürt yazar Meryem Qazî vardı. Qazî, 5 Kasım 2018’de kanser nedeniyle Mahabad’da yaşamını yitirdi. Aradan geçen sekiz yılda geride öyküler, romanlar, çeviriler ve Rojhilat Kürdistanı’nda kadınların kültürel ve toplumsal yaşama katılımı için yürüttüğü çalışmalar kaldı.

Çocukluk hikâyelerinden Kürt edebiyatına

Meryem Qazî, 1963 yılında Rojhilat Kürdistanı’nın Mahabad kentinde, Kürt kültür ve edebiyat hayatında tanınan Qazî ailesinin içinde dünyaya geldi. Doğum yılı bazı kaynaklarda 1964 olarak da geçiyor. Ünlü çevirmen Muhammed Qazî ve yazar, çevirmen Ahmed Qazî ailesinin öne çıkan isimlerindendi.

Qazi Muhammed kimdir?

Qazî, yazma tutkusunun çocukluk yıllarında başladığını anlatıyordu. Annesinin anlattığı hikâyeler, babasının aktardığı anlatılar ve amcası Ahmed Qazî ile şair-yazar Hêmin’in teşviki edebiyata yönelmesinde etkili oldu. Kendi anlatımına göre yedi yaşında yazmaya başladı.

Mahabad’da ilk ve orta öğrenimini tamamladıktan sonra Fars dili ve edebiyatı alanında lisans eğitimi aldı. Yüksek lisans programına kabul edilmesine rağmen sağlık sorunları ve geçirdiği ameliyatlar nedeniyle eğitimini sürdüremedi.

1987’de profesyonel olarak edebiyat çalışmalarına başlayan Qazî, öykülerin yanı sıra eleştiri yazıları kaleme aldı ve çeviriler yaptı. Kürtçe eserleri Rojhilat ve Başûr Kürdistan’daki gazete ve dergilerde yayımlandı.

1988’de Halepçe’ye yönelik kimyasal saldırının ardından yazdığı Perjîn adlı öykü, Kürtçe edebiyat dergisi Sirwe’de yayımlandı. Irak Baas rejiminin 16 Mart 1988’de gerçekleştirdiği katliamı edebiyatın konusu haline getiren Qazî, toplumsal hafızayı yazıyla kayda geçiren isimlerden biri oldu.

Yayımlanan kitapları arasında Hatina Jor Qedexeye (İçeriye Girmek Yasak) ve Zînde Be Gor (Canlı Gömülüş) bulunuyordu. Ölümünden önce Jiyanim Xoş Dewê (Hayatımı Seviyorum) adlı romanı basım aşamasındaydı. Qutbedîn Sadiq’e ait bir eseri de Kürtçeye çevirmişti.

Mahabad’da edebiyat çevresinin kuruluşunda yer aldı

Qazî, edebiyat üretimini bireysel çalışmalarla sınırlamadı. 1997’de arkadaşlarıyla birlikte Mahabad Edebiyat Derneği’nin kuruluşunda yer aldı ve yaklaşık 18 yıl derneğin yönetiminde görev yaptı. Yazarların, şairlerin ve edebiyatla ilgilenenlerin bir araya gelebileceği bir alanın oluşmasına katkı sundu.

Derneğin bağımsız bir sivil toplum kuruluşu olarak faaliyet göstermesi için yürütülen çalışmalarda da sorumluluk üstlendi. Mahabad Televizyonu’nda yedi yıl boyunca yazarlık yaptı. Edebiyatı, Kürtçenin gelişimi ve toplumsal hafızanın korunması için yürüttüğü çalışmaların bir parçası olarak gördü.

Cezaevinde tanıştığı kadınların hikâyelerini yazdı

Qazî’nin yaşamında edebiyat ile kadın hakları mücadelesinin kesiştiği önemli alanlardan biri cezaevleriydi. Yazıları ve toplumsal faaliyetleri nedeniyle birden fazla kez gözaltına alındı. 2005 yılında bir makale okuduğu gerekçesiyle yeniden gözaltına alındığını anlatmıştı.

Cezaevinde farklı suçlamalarla tutuklanan kadınlarla tanıştı, onların yaşam öykülerini dinledi ve bazılarını yazıya geçirdi. Kadınların cezaevindeki koşulları, hukuki destekten yoksun bırakılmaları ve toplumsal baskılarla karşı karşıya kalmaları çalışmalarının temel konuları arasına girdi.

Bu karşılaşmaların en önemlisi Helale Muhammedi ile tanışmasıydı. Kendisine yönelik cinsel saldırıya karşı kendisini savunurken yaşanan olay nedeniyle cinayet suçlamasıyla yargılanan Muhammedi, kısas cezasına çarptırılmıştı. İdam edilme ihtimaliyle karşı karşıya kalan genç kadına Qazî, yardım edeceğine söz verdi.

Cezaevinden çıktıktan sonra da bu sözünü yerine getirmek için harekete geçti. Helale’nin idam kararının kesinleşmesinin ardından kendisine ulaşan yardım çağrısı üzerine önce yetkililerle, ardından maktulün ailesiyle görüşerek affedilmesi için çaba gösterdi.

İran’daki kısas uygulamasında maktulün ailesinin bağışlama kararı ve kan bedeli üzerinde uzlaşma belirleyici olabiliyordu. İlk görüşmelerde 90 milyon tümen üzerinde anlaşmaya varıldı. Ancak bu miktar toplandığında ailenin talebi 160 milyon tümene yükseldi. Qazî, kampanyayı yeniden başlattı.

Mahabad’da kapı kapı dolaşarak destek istedi; düğünlerde, mevlitlerde ve toplumsal buluşmalarda Helale’nin hikâyesini anlattı. Yazılar kaleme aldı, insanları kampanyaya katılmaya çağırdı. Kız kardeşi Gozing Qazî de sosyal medya üzerinden kampanyanın duyurulmasına yardımcı oldu. Qazî, çocuklarının birikimlerini de bu çabaya dahil etti.

Maktulün ailesinin affetmeye ikna edilmesi ve gerekli ödemenin yapılmasıyla Helale Muhammedi’nin idamı engellendi. Qazî, genç kadının cezaevinden çıkacağı gün onu karşılamaya gitti. Özgürlüğüne kavuşan Muhammedi’nin çocuklarının yanına dönmesi için de destek verdi.

Qazî’nin kadınların yaşam hakkı için yürüttüğü çalışmalar Helale ile sınırlı değildi. Bir cinayeti üstlenmek zorunda kalan başka bir genç kadın ile 76 yaşındaki bir mahpusun serbest bırakılması için de girişimlerde bulundu. Nazine Mahabadî için imza kampanyası düzenlediğini ve bu konuda 30’dan fazla makale yazdığını anlatmıştı.

Kadınların örgütlenmesi için çalıştı

Qazî, Mahabad’da kadınların örgütlenmesi ve toplumsal yaşama katılması için faaliyet yürüten çeşitli oluşumlarda görev aldı. Ebeveynsiz veya korumasız kız çocuklarına yönelik çalışmalar yürüten Xane-ye Rûşen’in (Rûşen Evi) yönetim kurulunda bulundu. Jin/Jîn Kadınlar Derneği’nde sözcülük yaptı; bu görevini faaliyetlerin engellenmesine kadar sürdürdü.

Rojhilat’taki sivil toplum hareketleriyle de yakın ilişki kuran Qazî, çeşitli oluşumların kuruluş süreçlerine katıldı, toplantılarda ve bölgesel çalışmalarda sorumluluk üstlendi. Çevre koruma üzerine yazılar yazdı, kültürel programların hazırlanmasına katkı sundu ve Mahabad belediye meclisinin kültür komisyonunda çalıştı.

2014 yılında verdiği bir söyleşide evinde internet kullanmasının engellendiğini, kadın hakları çalışmalarındaki sosyal medya iletişimini kız kardeşi Gozing Qazî aracılığıyla yürüttüğünü anlatmıştı. Gözaltılar ve faaliyetlerine yönelik engellemelere rağmen edebiyat ve kadın örgütlenmesi alanındaki çalışmalarını sürdürdü.

Kadınların karşılaştığı sorunları yalnızca toplumsal kabuller üzerinden değil; hukuk, ekonomi, eğitim ve işsizlik gibi başlıklarla birlikte ele aldı. Kadınların kendi yaşamları hakkında karar verebilmesi ve haklarını savunabilmesi gerektiğini savundu. Mücadelesini yalnızca Kürt kadınlarıyla sınırlamadan farklı etnik kimliklerden kadınların yaşam hakkını da gündemine aldı.

5 Kasım 2018’de yaşamını yitirdi

Yaşamının son yıllarında kanserle mücadele eden Meryem Qazî, 5 Kasım 2018’de Mahabad’da yaşamını yitirdi. Cenazesi yazarların, sanatçıların, yakınlarının ve kent sakinlerinin katılımıyla Budaq Sultan Şairler ve Sanatçılar Mezarlığı’na defnedildi.

Ölümünün ardından yayımlanan anma yazılarında edebiyat eserlerinin yanı sıra cezaevindeki kadınlara yönelik çalışmaları da hatırlatıldı. 2023 yılında yayımlanan bir anma yazısında, cezaevinde tanıştığı bir kadının hikâyesinden yola çıkarak kaleme aldığı Qeçî Aloz û Rûserî adlı çalışmasına da yer verildi.

Meryem Qazî, öykü ve romanlar yazdı, edebiyat eleştirileri kaleme aldı, çeviriler yaptı. Mahabad’da bir edebiyat derneğinin kuruluşunda yer aldı, kadın örgütlerinde çalıştı ve cezaevindeki kadınların yaşamlarına dokunmak için mücadele etti.

Ölümünün sekizinci yılında Qazî’yi hatırlamak, yalnızca Kürt edebiyatına bıraktığı eserleri değil, yazdıklarında anlattığı sorunları değiştirmek için gösterdiği çabayı da hatırlamak demek. Helale Muhammedi’nin idamını engellemek için yürüttüğü kampanya, onun kalemiyle yaşamı arasında kurduğu bağın en somut örneklerinden biri olarak hafızadaki yerini koruyor.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız