İran, ABD ve İsrail arasında ilan edilen ateşkese rağmen bölgedeki gerilimin düşmemesi, özellikle Kürt coğrafyasında savaşın kesintisiz bir biçimde sürdüğünü bir kez daha gözler önüne seriyor. Nisan ortasında İran’ın insansız hava araçlarıyla Irak Kürdistan Bölgesi’ni hedef alması ve Rojhilatlı peşmergelerin yaşamını yitirmesi, “ateşkes” kavramının Kürtler açısından çoğu zaman gerçek bir barışı ifade etmediğini ortaya koyuyor. Sınır ötesi operasyonlar, hedefli saldırılar ve eş zamanlı iç baskı politikalarıyla şekillenen bu süreç, Kürt bölgelerinin jeopolitik çatışmaların merkezinde kalmaya devam ettiğini gösterirken; siviller için sürekli bir güvensizlik, belirsizlik ve görünmeyen bir savaş hali yaratıyor. Bu tabloyu tarihsel sürekliliği ve güncel gelişmeleri birlikte ele alarak analiz eden Somayeh Fatehi, bu yazıyı The Amargi için kaleme alırken, Kürt coğrafyasında ateşkeslerin neden çoğu zaman barışa dönüşmediğini ve devlet şiddetinin nasıl süreklilik kazandığını çok katmanlı bir perspektifle tartışıyor.
İran’ın Bölgesel Yanıtı: Kürdistan’da Ateşkes ve Dinmeyen Silah Sesleri
İran, Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail arasındaki ateşkes anlaşmasına rağmen, İran ve Irak Kürdistanı’nda gökyüzü sessizliğe bürünmedi. 14-17 Nisan tarihleri arasında İran insansız hava araçlarıyla düzenlenen saldırılarda, Irak Kürdistan Bölgesi’nde konuşlanmış Rojhilat (Doğu Kürdistan) muhalefet partisinden 4 Peşmerge yaşamını yitirdi. Bu durum, resmi savaşlarda, ateşkeslerde ve bölgesel krizlerde görülen bir örüntüyü ortaya koyuyor. Kürdistan’da ateşkes nadiren barış anlamına geliyor.
Bu saldırı, ateşkes anlaşmasının ihlali olarak değil, İslam Cumhuriyeti’nin Kürt halkına karşı sürdürdüğü sürekli savaşın bir parçası olarak yorumlanmalı.

Simko Ağa, Qazî Muhammed, Qasimlo ve bugün… | Kürtlerin İran’da mücadelesi: Yüz yılda 4 kritik dönem
Ateşkes kimin için?
Ortadoğu’da yaklaşık altı hafta tırmanan gerilimlerin ardından, ABD Başkanı Donald Trump, 8 Nisan Çarşamba günü İran ile iki haftalık bir süre için ateşkes konusunda anlaşmaya vardığını duyurdu. Trump, yaptığı açıklamada, “Bu, iki taraflı bir ateşkes olacak!” dedi.
Bu gelişme, Pakistan’ın arabuluculuk süreci kapsamında kolaylaştırdığı bir adım olarak, Tahran’ın Hürmüz Boğazı’nı yeniden açması için verilen sürenin uzatılmasının ardından geldi. [Trump, bu ateşkesi 22 Nisan’da bir kez daha uzattı ve fakat bu kez süre sınırıyla ilgili belirsizlik var.]
Ancak İran’ın Kürt nüfuslu bölgelerinde ve komşu Irak’ta ateşkes, askeri faaliyetlerin askıya alınmasından ziyade yeniden yapılandırılmasını temsil etti. Bu bölgelerde sınır ötesi operasyonlar, insansız hava aracıyla gözetleme ve hedefli saldırılar devam etti.
14 Nisan’da, İran Kürdistan Komala Partisi’nin kadın peşmergesi Xezal Mewlan Çaperabad, Irak Kürdistan Bölgesi’ndeki parti karargahına düzenlenen insansız hava aracı saldırısında öldürüldü. Üç gün sonra, 17 Nisan’da iki kadın peşmerge, Neda Miri ve Semira Elayari, Şahin Azarbarzin ile birlikte Irak Kürdistan Bölgesi’nin başkenti Erbil yakınlarındaki İran Kürdistan Demokrat Partisi’nin (PDKI) üssüne düzenlenen bir başka insansız hava aracı ve füze saldırısında öldürüldü.
Kürdistan Bölgesi’nde ateşkes yok | İran saldırısı: 2’si peşmerge 3 kişi yaşamını yitirdi
Bu saldırılar, ne Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin ne de İran Kürt partilerinin İslam Cumhuriyeti’ne karşı askeri operasyonlar yürütmediği bir dönemde gerçekleşti. Bazı uluslararası medya kuruluşlarının, İran Kürt güçlerinin ABD ve İsrail’in koordineli bir saldırısının parçası olarak İran Kürdistanı’na girdiği yönündeki haberleri, İran Kürt partileri tarafından kesin bir dille reddedildi.
Kırk gün süren iç ve dış saldırılar
ABD-İsrail ve İran arasında kırk gün süren savaş boyunca, İran ve Irak Kürt bölgeleri, birden fazla aktörün yer aldığı sürekli saldırıların hedefi haline geldi. Federe Kürdistan Bölgesi, savaş sırasında İran ve vekil grupları tarafından en çok hedef alınan altı bölge arasında yer alıyor; diğerleri ise BAE, Suudi Arabistan, Kuveyt ve Katar.

28 Şubat ile 15 Nisan tarihleri arasında Irak Kürdistan’ına toplam 703 insansız hava aracı ve füze fırlatıldı; bu saldırılar sonucunda 17 kişi hayatını kaybetti, 92 kişi ise yaralandı. Toplam insansız hava aracı ve füze saldırılarının yüzde 18’inin sivillerin ve ailelerin de bulunduğu İran Kürt partilerine ait kampları hedef aldığı tahmin ediliyor. Buna , 24 Mart’ta İran insansız hava aracı saldırısıyla öldürülen 6 peşmerge de dahildir.
İran, sınır ötesi askeri operasyonlarına ek olarak, içte de baskıyı önemli ölçüde artırdı; Rojhilat’ta sivillerin ve siyasi aktivistlerin tutuklandığına dair haberler çıktı. Kürdistan İnsan Hakları Ağı, askeri gerilimlerin arttığı dönemlerde Kürt sivil toplumuna yönelik keyfi gözaltı ve baskı uygulamalarını belgeledi.
Bunlar, muhalefeti susturmak ve Kürt siyasi eylemliliğini zayıflatmak amacıyla iç baskıyla birlikte yürütülen dış bir saldırının göstergesidir. Aynı zamanda, İran’daki internet kesintisi 1000 saati aşarak bilgiye erişimi kısıtladı, bir seferberlik karşıtı mekanizma işlevi gördı ve İran Kürdistan’ındaki devam eden devlet şiddetinin belgelenmesini engelledi.
Ayrıca, detaylı rakamlar mevcut olmamakla birlikte, elde edilen veriler İran’ın Kürt nüfuslu bölgelerinin onlarca hava saldırısına maruz kaldığını gösteriyor. Çatışmaların başlamasından bu yana İran’da ABD ve İsrail tarafından gerçekleştirilen tüm saldırıların yaklaşık beşti birinin Kermanşah, Urmiye, İlam, Mehran, Paveh, Kerend-e Gharb, Sanandaj (Sine), Mahabad, Şino ve Lorestan şehirlerini kapsayan İran Kürdistan bölgesini hedef aldığı tahmin ediliyor.
ABD ve İsrail’in İran Kürdistanı’ndaki askeri ve güvenlik üslerine yönelik saldırılarının yedinci gününde 20’den fazla hedef bombalandı. Bölge bir kez daha uzun zamandır olduğu gibi jeopolitik bir savaş alanına dönüştü.
Rakip güçler savaşlara ve çatışmalara girdiğinde, Kürt bölgeleri bu çatışmaların somutlaştığı yerler haline geliyor ve Kürt halkı kaçınılmaz olarak savaşın alevlerine çekiliyor. Kürt siviller için bu, sürekli bir belirsizlik ortamında yaşamak anlamına geliyor.
Savaşsız bir savaş bölgesi
Jeopolitik çatışmaların yoğun olmadığı dönemlerde bile Kürt bölgeleri sürekli bir militarizasyon sürecine maruz kaldı. İran Kürdistanı uzun süredir sürekli harekatlar ve savaşlarla şekillenmiş, bu topraklar kalıcı bir savaş alanına dönüşmüş durumda.
1979’daki İran devriminden kısa bir süre sonra, İslam Cumhuriyeti’nin yeni Yüksek Lideri Ruhollah Khomeini, Kürdistan ve siyasi güçlere karşı cihat ilan eden bir fetva yayınladı ; Kürtlerin özerklik talebini yeni İslam devletine bir tehdit olarak nitelendirdi ve Kürdistan’da askeri operasyonlara izin verdi. Bu bildiri, 1979-1980 yıllarında İran ordusu ve Devrim Muhafızları tarafından büyük çaplı saldırılara yol açarak yaygın şiddet, infaz ve katliamlara neden oldu.

İran İslam Cumhuriyeti, ülkedeki Kürt nüfusunun varlığına karşı sürekli bir savaş halinde oldu. Uzun bir süre boyunca, İran Kürdistan’ının hem kentsel hem de kırsal bölgeleri askeri işgale ve sistematik militarizasyona maruz kaldı.
Sürekli savaş ve Kürt siyasi özerkliğinin ortadan kaldırılması
Süregelen savaş hali sadece Kürdistan’ın toprak egemenliğiyle ilgili değil, aynı zamanda Kürtlerin sistematik olarak belirlenen yurttaşlık çemberinin dışında bırakılmasıyla da ilgilidir; siyasi aktörler olarak tanınmak yerine yönetilecek, kontrol altına alınacak ve siyasetten arındırılacak nüfuslar olarak görülmeleriyle ilgilidir. Kürdistan’a karşı savaş sadece askeri çatışmayla sınırlı kalmadı Kürtleri siyasi özneler olarak ortadan kaldırmayı amaçlayan sürekli bir siyasi, ekonomik ve kültürel kampanya biçimini de aldı.
Ancak Kürt siyasi özerkliği, onu ortadan kaldırmayı amaçlayan koşullar altında bile varlığını sürdürdü. Bu özerklik, tabandan gelen sivil seferberlikten kadın örgütlenmesine ve silahlı direnişe kadar uzanan mücadelelerle temsil ediliyor. On yıllarca süren militarizasyon ve baskıya rağmen, Kürt özerkliği yok olmadı.
Somayeh Fatehi Kimdir?
Somayeh Fatehi, Almanya’daki Tübingen Üniversitesi Siyaset Bilimi Enstitüsü’nde doktora adayıdır. Araştırmaları, Küresel Güney’deki sömürgecilik karşıtı feminist mücadeleler ve ulusötesi feminist dayanışma ağları üzerine yoğunlaşmaktadır. ECPR 2024 Genel Konferansı’na aktif olarak katılmış, Kürt çalışmaları bağlamında toplumsal cinsiyet üzerine Farsça makaleler yayınlamış ve Tübingen Üniversitesi Küresel Farkındalık Eğitim Programı kapsamında “Küresel Güney’de Kadınlar ve Ulusal Kurtuluş Hareketleri” dersi de dahil olmak üzere toplumsal cinsiyet ve ulus üzerine dersler vermiştir.