Dicle TV | Politika | Boyer’den Fransa’ya Çağrı: "Kürt Sorunu İçin Harekete Geçilmeli"

Boyer’den Fransa’ya Çağrı: "Kürt Sorunu İçin Harekete Geçilmeli"

URMIS Direktörü Florence Boyer, Türkiye’deki çözüm sürecinin yasal adımlarla desteklenmesi gerektiğini vurgulayarak, uluslararası toplumun ve Fransa’nın sessizliğini eleştirdi.

URMIS Direktörü Florence Boyer, Türkiye’deki çözüm sürecinin yasal adımlarla desteklenmesi gerektiğini vurgulayarak, uluslararası toplumun ve Fransa’nın sessizliğini eleştirdi.

Boyer’den Fransa’ya Çağrı: "Kürt Sorunu İçin Harekete Geçilmeli"
KAYNAK: Jinnews

Kürt meselesinin barışçıl çözümü amacıyla başlatılan "Barış ve Demokratik Toplum Süreci" bir yılı geride bırakırken, Göç ve Toplum Araştırmaları Birimi (URMIS) Direktörü Florence Boyer, sürece dair kritik değerlendirmelerde bulundu. Sürecin ikinci aşaması olarak adlandırılan entegrasyon yasalarının henüz hayata geçirilmemesi ve Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin (AKBK) "umut hakkı" konusundaki tavsiyelerinin uygulanmaması, Boyer’e göre sürecin önündeki en büyük engelleri oluşturuyor. Mevcut hükümetin bu meseleleri oyalama taktiği olarak kullandığı izleniminin güçlü olduğunu belirten Boyer, Fransa’nın demokratik değerler ve insan hakları çerçevesinde inisiyatif alması gerektiğini savundu.

"Umut Hakkı" Meselesi ve Hükümet İradesi

Florence Boyer, Kürt meselesinin çözümünde hukuki bir zorunluluk olan "umut hakkı"nın tanınmasının stratejik önemine dikkat çekti. Boyer, bu hakkın teslim edilmesinin barış sürecine ciddi bir ivme kazandırabileceğini, ancak mevcut siyasi iradenin bu değişimi gerçekleştirebilecek bir vizyona sahip olduğuna dair şüpheleri olduğunu ifade etti. Hükümetin, konuyu zamana yayarak toplumsal beklentileri manipüle ettiğini savunan Boyer, sadece hükümetin değil, Türk toplumunun da Kürtlerin varlığına ve haklarına dair daha güçlü bir kabul iradesi göstermesi gerektiğini dile getirdi.

Fransa'nın Türkiye siyasetinin sorunlu tarihi

Boyer’e göre Kürt sorunu, sadece Türkiye’nin sınırları içerisinde değerlendirilemeyecek kadar geniş ve tarihsel bir meseledir. Kürtlerin yaşadığı dört farklı ülkede (Türkiye, Suriye, Irak, İran) benzer sistematik ayrımcılık ve baskı politikalarıyla karşılaştığını belirten direktör; dil yasakları, isim değişiklikleri ve kültürel tahribatın bu halkın kimliğini silme girişimi olduğunu savundu. Boyer, bu tarihsel tahribatın onarılabilmesi için sadece söylemde değil, yasalarla güvence altına alınmış somut adımların atılmasının şart olduğunu vurguladı.

Fransa’nın Rolü ve Uluslararası Sorumluluk

Değerlendirmelerinin odağına Fransa’yı alan Florence Boyer, kendisini "insan hakları ülkesi" olarak tanımlayan bir devletin, müttefiki olan Türkiye’deki hak ihlalleri karşısında sessiz kalmasını eleştirdi. Avrupa Konseyi üyesi olan Türkiye’de ifade özgürlüğünün kısıtlandığını ve yargı süreçlerinin siyasi aktörler üzerinde bir baskı aracı olarak kullanıldığını belirten Boyer, bu durumun demokratik bir toplum yapısıyla bağdaşmadığını söyledi. Fransa’nın, ya bu ihlalleri açıkça kınaması ya da taraflar arasında müzakereci bir rol üstlenerek harekete geçmesi gerektiğini belirtti.

Florence Boyer, özellikle Avrupa Konseyi sözleşmelerinin ifade özgürlüğünü güvence altına aldığını hatırlatarak, her iki toplum kesimi için de ırkçı söylemlerden uzak, demokratik bir tartışma zemininin oluşturulması gerektiğini ifade etti. Uluslararası toplumun sessizliğinin baskı politikalarını cesaretlendirdiğini savunan Boyer, çözümün ancak samimi bir hükümet iradesi ve uluslararası diplomatik destekle mümkün olabileceği mesajını verdi.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız