Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Grup Başkanvekili Sezai Temelli, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) düzenlediği basın toplantısında gündeme dair kritik açıklamalarda bulundu. "Terörsüz Türkiye" süreci olarak adlandırılan yeni dönemle ilgili atılması gereken yasal adımları sıralayan Temelli, hem iktidara hem de muhalefete çeşitli sorumluluk çağrıları yaptı. Sürecin artık kapalı kapılar ardında veya fiili durumlar üzerinden değil, şeffaf ve hukuki bir zeminde yürütülmesi gerektiğini savunan Temelli, Meclis’in bu konuda inisiyatif alması gerektiğini vurguladı. Temelli’nin açıklamalarında özellikle cezaevlerindeki doluluk oranı, yargı paketleri ve sürecin başmüzakerecisi olarak nitelendirdiği Abdullah Öcalan’ın hukuki statüsü öne çıkan başlıklar arasında yer aldı.
Meclis’e Özel Yasa ve İnfaz Düzenlemesi Çağrısı
Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun görev süresini tamamlamasının ardından, cezaevlerinde bulunan tutuklu ve hükümlülerin yeni bir yasal düzenleme beklentisi içine girdiğini belirten Sezai Temelli, bu konuda acil adımlar atılması gerektiğini ifade etti. Cezaevlerindeki kapasite aşımının 109 bin kişiye ulaştığını ve insanların fiziksel olarak çok zor şartlarda, adeta "üst üste yattığını" belirten Temelli, hijyen koşullarının felaket boyutuna ulaştığını savundu. Bu insani krizin çözülmesi için İnfaz Kanunu’nda köklü değişiklikler yapılması gerektiğini dile getiren Grup Başkanvekili, toplumun geniş kesimlerinin bu yönde bir beklenti içinde olduğunu kaydetti.

Hazırlık aşamasında olan 12. Yargı Paketi’ne yönelik eleştirilerini de sıralayan Temelli, daha önceki yargı paketlerinde olduğu gibi bu yeni düzenlemede de toplumun temel beklentilerinin karşılanmadığını ileri sürdü. Özellikle Terörle Mücadele Kanunu ve Türk Ceza Kanunu’nda yapılması beklenen iyileştirmelerin paketlerde yer almamasını eleştiren Temelli, iktidarın somut bir takvim açıklamasını istedi. Bu yasal adımların yaklaşan Kurban Bayramı’ndan önce hayata geçirilmesi gerektiğini ifade eden Temelli, sadece temennilerle yetinilmemesi, yasaların isminin net olarak konularak bir an önce TBMM gündemine getirilmesi çağrısında bulundu. Temelli, sürecin sağlıklı yürümesi için "Temel Yasa", "Özel Yasa" ya da "Müstakil Yasa" gibi formüllerin Meclis çatısı altında müzakere edilerek yasalaşması gerektiğini vurguladı.
Öcalan’ın Statüsü ve Müzakere Sürecinin Hukuki Çerçevesi
Sürecin en kritik noktalarından biri olarak İmralı Cezaevi’ndeki Abdullah Öcalan’ın durumuna dikkat çeken Sezai Temelli, müzakerelerin demokratik bir zemine taşınmasının şart olduğunu belirtti. Öcalan’ın "başmüzakereci" ve "siyasi muhatap" olduğunu ifade eden Temelli, bu durumun artık sadece fiili bir kabullenme ile kalmaması, yasal bir zemine kavuşturulması gerektiğini savundu. Müzakere sürecinin sağlıklı ve verimli bir şekilde işleyebilmesi için Öcalan’ın yaşam ve çalışma koşullarının düzeltilmesinin temel bir koşul olduğunu vurgulayan Temelli, bu sürecin kurumsallaşması için yasal bir çerçeve oluşturulmasının kaçınılmaz olduğunu dile getirdi. Her şeyin de facto ilerleyemeyeceğini söyleyen Temelli, meselenin adının Meclis'te konulması gerektiğini ifade etti.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in, tutuksuz yargılama talebi gerçekleşmediği takdirde masada oturmanın bir anlamı olmayacağı yönündeki iddialara da yanıt veren Temelli, siyasetin çözüm üretme yerinin masa olduğunu hatırlattı. "Masadan kalkmak değil, masaya sağlam oturmak meseleleri çözmek için önemlidir" diyen Temelli, tutuksuz yargılamanın demokrasi ve hukuk anlayışlarının temelini oluşturduğunu belirtti. Kendi partilerinin bu konuda en büyük mağduriyeti yaşadığını hatırlatan Temelli; Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ ve Can Atalay gibi isimlerin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına rağmen yıllardır cezaevinde tutulmasını eleştirdi. Siyaset kurumunun bu sorunları çözmek için masada kalması ve müzakere zeminini etkin kullanması gerektiğini ifade eden Temelli, DEM Parti olarak bu konudaki sorumluluklarını yerine getirmeye devam edeceklerini belirterek sözlerini noktaladı.