Dersim'de 5 Ocak 2020 tarihinden bu yana kendisinden haber alınamayan üniversite öğrencisi Gülistan Doku’nun akıbetine ilişkin yürütülen soruşturmada, daha önce kamuoyuna yansımayan kritik detaylar gün yüzüne çıktı. Gazeteci İsmail Saymaz, Tunceli Cumhuriyet Başsavcısı Ebru Cansu koordinesinde 2025 yılı boyunca yürütülen geniş kapsamlı operasyonları anlattı. Doku’nun cansız bedenine ulaşmak amacıyla yürütülen bu çalışmaların sadece baraj gölüyle sınırlı kalmadığı; kırsal alanlardan türbe çevrelerine, eski kuyulardan yeraltı sığınaklarına kadar çok geniş bir sahada özel tekniklerle sürdürüldüğü öğrenildi.

Kazı Çalışmaları ve Teknoloji Destekli Aramalar
Saymaz’ın aktardığı bilgilere göre, 2025 yılı içerisinde Pertek Koçpınar köyü, Hasan Halife Türbesi çevresi, Koçpınar Köyü Mezarlığı, Rabat, Yolkonak ve Dinar gibi pek çok noktada nokta atışı kazılar yapıldı. Başsavcı Ebru Cansu’nun bizzat katıldığı belirtilen bu operasyonlarda sadece klasik yöntemlerle yetinilmedi. Eylül 2025’te Nevşehir’den getirilen ileri teknoloji yeraltı görüntüleme cihazları ile toprağın altı santim santim tarandı. Özellikle Doku’nun öldürülerek zırhlı bir araçla taşınmış olabileceği yönündeki ihbarlar üzerine Demirkapı köyü ve Munzur eteklerindeki mağaralar mercek altına alındı. Mayıs ayında yoğunlaşan kazılar, Ekim ayına kadar ormanlık alanlar ve mezarlık çevrelerinde titizlikle devam etti.

PKK Sığınakları ve Mağaralar Bile İncelendi
Soruşturmanın en dikkat çekici detaylarından biri, terör örgütü PKK mensuplarının geçmişte barındığı ileri sürülen mağara ve sığınakların da arama kapsamına alınması oldu. Başsavcı eşliğinde gerçekleştirilen bu taramalarda, Gülistan Doku’ya ait en küçük bir iz veya bulguya rastlanmadı. Saymaz, "Çok sayıda yerde cesedi bulmaya çalışmışlar ancak bir sonuç alınamamış" diyerek, 2025 yılı boyunca yürütülen tüm bu yoğun çabanın maalesef karşılıksız kaldığını ifade etti. Bu durum, soruşturmanın seyrini teknik delillerden ziyade yeni tanık ifadeleri ve ikrarlara kaydırdı.

Hukuki Tartışma: "Ceset Yoksa Mahkûmiyet Olur mu?"
Haberde ayrıca soruşturmanın hukuki boyutu ve Adalet Bakanı Akın Gürlek’in yaklaşımları da ele alındı. İsmail Saymaz, hukuk sisteminde "ceset yoksa dava yok" kuralının mutlak olmadığını, Yargıtay 1. Ceza Dairesi’nin ceset bulunmadan verilen mahkûmiyet kararlarını onadığı örnekler bulunduğunu hatırlattı. Ancak Doku dosyasında henüz bir "ikrar" (suçu kabul etme) bulunmaması, mahkûmiyet ihtimalini zorlaştıran en büyük engel olarak görülüyor. Saymaz, davanın açılması için mevcut şüphelerin yeterli olabileceğini, ancak güçlü yan deliller ve sanık itirafları olmadan mahkûmiyet kararının çıkmasının hukuken istisnai bir durum olduğunu vurguladı.