Diyarbakır’ın Sur ilçesine bağlı Kervanpınar (Arzoxlî) Mahallesi’nde, güneş enerjisi santrali (GES) projelerine karşı köylülerin başlattığı nöbet sürüyor. Zenkar Enerji tarafından planlanan Zenkar 1 ve Zenkar 2 projeleri, köyün ortak kullandığı meralar, tarım ve hayvancılık faaliyetleri, su kaynakları ve yakın çevredeki arkeolojik miras nedeniyle tartışma konusu oldu.
Köylüler, hayvanlarını otlattıkları meraların santral alanına dönüştürülmesinin geçim kaynaklarını tehlikeye atacağını belirterek projelerin durdurulmasını istiyor. İtirazların bir diğer nedeni ise proje alanının yakınındaki Ğırap Bajar Yerleşim Ören Yeri ve bölgede bulunduğu belirtilen tarihî kalıntılar.
Zenkar 2 projesine ilişkin davada mahkemenin görevlendirdiği bilirkişi heyeti, projenin mevcut hâliyle uygulanmasını uygun bulmadı. Raporda yerleşim alanlarına yakınlık, tarım ve hayvancılık, su kaynakları, erozyon ve arkeolojik incelemeler konusunda eksikliklere dikkat çekildi. Ancak dava henüz nihai karara bağlanmış değil.

GES nedir, Kervanpınar’da ne yapılmak isteniyor?
GES, “Güneş Enerjisi Santrali” ifadesinin kısaltması. Güneş panelleri aracılığıyla elektrik üreten bu tesisler, yenilenebilir enerji kaynaklarından yararlanılmasını sağlıyor. Depolamalı GES projelerinde ise üretilen elektriğin daha sonra kullanılmak üzere depolanması da planlanıyor.
Kervanpınar’da Zenkar Enerji tarafından Zenkar 1 ve Zenkar 2 adıyla iki proje planlanıyor. Proje duyurularında Zenkar 1 için yaklaşık 227 dönüm, Zenkar 2 için ise 313 dönümlük panel alanı öngörülüyor. Bu rakamlar projelerde belirtilen alanları ifade ediyor; tesislerin bütün unsurlarıyla birlikte kaplayacağı nihai alanın kesin ölçümü olarak değerlendirilmemeli.
Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK), iki depolamalı GES projesi için şirkete 49’ar yıllık elektrik üretim lisansı verdi. Zenkar 1 lisansı 10 Eylül, Zenkar 2 lisansı ise 24 Eylül 2026 tarihli kararlara dayanıyor. İki tesisin toplam elektrik üretim kapasitesi 33 megavat, depolama kapasitesi ise 33 megavatsaat olarak bildirildi.
Ancak elektrik üretim lisansının verilmesi, arazinin kullanımına ilişkin bütün izin ve hukuki süreçlerin tamamlandığı anlamına gelmiyor. ÇED kararları, mera statüsü, imar işlemleri ve kültür varlıklarının korunmasına ilişkin süreçler ayrı ayrı değerlendiriliyor.
Köylüler neden GES projelerine karşı çıkıyor?

Kervanpınar’daki itirazların merkezinde, santral kurulması planlanan alanların köylüler tarafından hayvan otlatmak için kullanılması bulunuyor. Köylüler, tarım ve hayvancılığın temel geçim kaynakları arasında olduğunu belirterek meraların kullanım dışı kalmasının ailelerin ekonomik koşullarını doğrudan etkileyeceğini söylüyor.
Meraların santral alanına dönüştürülmesi, hayvanların otlatılabileceği alanların azalması anlamına gelebilir. Bu durum, hayvancılık yapan ailelerin hayvanlarını beslemek için daha fazla yem satın almasını ve üretim maliyetlerinin artmasını beraberinde getirebilir. Köylüler ayrıca geçim kaynaklarının zarar görmesi hâlinde köyden ayrılmak zorunda kalabileceklerini dile getiriyor.
Köylü kadınlar, tarım ve hayvancılık dışında geçim olanaklarının sınırlı olduğunu belirterek meraların korunmasını istiyor. Gurbet Çiftçi, iş makinelerinin önünde duracaklarını ve mücadeleyi sürdüreceklerini söyledi. Köylülerin açıklamalarında, meraların kaybedilmesinin yalnızca arazi kullanımını değil, köyde yaşamın devamlılığını da etkileyeceği vurgulanıyor.
Bu nedenle itirazlar, güneş enerjisi üretimine yönelik genel bir karşı çıkıştan ziyade santrallerin hangi alanlara kurulacağı, bu alanların kimler tarafından ve hangi amaçla kullanıldığı ve projenin yerel yaşam üzerindeki olası etkileri etrafında şekilleniyor.

Mera arazileri başka amaçla kullanılabilir mi?
Türkiye’de meraların korunması ve kullanımına ilişkin temel düzenlemelerden biri 4342 sayılı Mera Kanunu. Meralar, hayvancılıkta ortak kullanım amacı taşıyan alanlar arasında yer alıyor. Bu alanların başka amaçlarla kullanılabilmesi, ilgili mevzuat kapsamında yürütülen idari işlemlere bağlı.
Kervanpınar’da arazilerin mera statüsü ve enerji üretim alanı olarak planlanmasına ilişkin işlemlere de itiraz ediliyor. Bu işlemlerle ilgili hukuki başvurular bulunuyor.
EPDK tarafından üretim lisansı verilmesi ile bir arazinin mera statüsünün değiştirilmesi aynı işlem değil. Üretim lisansı, elektrik üretimi faaliyetine ilişkin bir yetkilendirme niteliği taşırken arazi kullanımı ve mera tahsisi farklı mevzuat ve idari kararlar kapsamında değerlendiriliyor.

Bu nedenle GES projelerinin hukuki durumu yalnızca üretim lisansları üzerinden belirlenemiyor. Arazilerin kullanımına ilişkin işlemlerin ve çevresel değerlendirme kararlarının da kendi hukuki çerçeveleri içinde sonuçlanması gerekiyor.
Kervanpınar’da direniş nasıl başladı?
Köylülerin GES projelerine karşı itirazları 2026 yılının ilk aylarında başladı. 3 Mart’ta proje alanına ilişkin protesto sırasında jandarma müdahalesi yaşandı. Olaylarda dört kişinin yaralandığı, 15 kişinin gözaltına alındıktan sonra serbest bırakıldığı bildirildi.
Ekim ayında ise Zenkar 2 projesine ilişkin dava devam ederken şirket çalışanları 21 Ekim’de iş makineleriyle birlikte jandarma ve çevik kuvvet eşliğinde proje alanına girdi. Köylüler ve ekoloji savunucuları çalışma sahasına yürümek istedi ancak güvenlik güçleri grubun önünü kesti. Diyarbakır Barosu avukatları ve siyasi temsilciler, alanda açıklama yapılabilmesi için jandarmayla görüştü.
22 Ekim’de köylüler, çalışmaların durdurulması talebiyle proje alanında çadır nöbetine başladı. Kadınların, gençlerin ve çocukların yanı sıra ekoloji örgütleri, sivil toplum kuruluşları ve siyasi temsilciler de eylemlere katıldı.
25 Ekim’de Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Serra Bucak, köylülerle bir araya gelerek proje alanına düzenlenen yürüyüşe katıldı. Yürüyüşte “Antik Ğırap Şehri ve köyümüz sermayeye kurban edilmesin” pankartı taşındı. Bucak, hukuki süreç tamamlanmadan sahada çalışma yürütülmesine ve projenin tarihî miras üzerindeki olası etkilerine dikkat çekti.
29 Ekim itibarıyla köylülerin çadır nöbeti devam ediyor. Eylemciler, çalışmaların durdurulmasını ve meraların korunmasını talep ediyor.
Bilirkişi raporu projede hangi eksikliklere dikkat çekti?
Zenkar 2 projesine verilen “ÇED olumlu” kararına karşı açılan dava kapsamında Diyarbakır 1. İdare Mahkemesi tarafından bilirkişi heyeti görevlendirildi. Heyet, 16 Temmuz 2026’da proje alanında keşif yaptı. Raporun bulguları ekim ayında kamuoyuna yansıdı.
Bilirkişi heyeti, projenin mevcut hâliyle uygulanmasını uygun bulmadı. Değerlendirmede özellikle yerleşim alanlarına yakınlık, tarım ve hayvancılık, su kaynakları, erozyon ve arkeolojik miras başlıkları öne çıktı.
Konutlara yakınlık ve panel yansımaları
Raporda, proje alanına yaklaşık 64 metre mesafede bir konut bulunduğu belirtildi. Güneş panellerinin oluşturabileceği parlama ve kamaşma etkilerinin bu konut bakımından yeterince analiz edilmediği kaydedildi.
Güneşin konumu, panellerin yönelimi ve yansımanın hangi alanları etkileyebileceği gibi konularda teknik hesaplamaların ve simülasyonların eksik olduğu belirtildi. Bilirkişi heyeti, etkilerin konut özelinde incelenmesi ve gerekirse azaltıcı önlemlerin belirlenmesi gerektiği görüşünü bildirdi.
Tarım, hayvancılık ve su kaynakları
Raporda ziraat mühendisinin değerlendirmesine de yer verildi. Projenin tarım, hayvancılık, mera alanları ve kaynak suları üzerindeki olası olumsuz etkilerinin yeterince ortaya konulmadığı ifade edildi.

Bu başlık, köylülerin meraların kaybedilmesine ilişkin itirazlarıyla doğrudan bağlantılı. Arazinin kullanım biçiminde meydana gelebilecek değişikliklerin hayvancılık ve tarımsal üretim üzerindeki etkilerinin değerlendirilmesi gerektiği belirtildi.
Raporda olası etkilerden söz edilmesi, bunların tamamının gerçekleştiğinin kanıtlandığı anlamına gelmiyor. Bilirkişi heyetinin değerlendirmesi, proje hakkında teknik açıdan açıklığa kavuşturulması gereken noktaları ortaya koyuyor.
Kazılar ve erozyon riski
Jeoloji mühendisinin değerlendirmesinde arazinin eğimli yapısı, panel kurulumu sırasında yapılacak kazılar ve hafriyatın yönetimi ele alındı.
Raporda, hafriyatın kontrolsüz bırakılmasının erozyon ve yüzeysel su akışı bakımından risk oluşturabileceği belirtildi. Projede öngörülen önlemlerin teknik yeterliliği sorgulanırken yüzey sularının ve tarım arazilerinin korunmasına ilişkin verilerin eksik olduğu kaydedildi.
Bu değerlendirme, santralin yalnızca panellerle kaplanacak alanını değil, kurulum sırasında yapılacak arazi müdahalelerini ve bu müdahalelerin çevre üzerindeki olası sonuçlarını da kapsıyor.
İki projenin birlikte oluşturabileceği etkiler
Bilirkişi raporunda Zenkar 1 ve Zenkar 2 projelerinin toplam çevresel etkilerinin de değerlendirilmesi gerektiği belirtildi. İki tesisin birlikte oluşturabileceği etkilerin yeterince incelenmediği ve ortak bir izleme ve yönetim yaklaşımına ihtiyaç bulunduğu ifade edildi.
Birden fazla projenin aynı bölgede yer alması durumunda arazi kullanımı, su akışı ve çevresel etkilerin birlikte ele alınması önem taşıyor. Bilirkişi heyeti de bu konuda eksiklikler bulunduğu görüşünü bildirdi.
Bilirkişi raporu projenin durdurulduğu anlamına mı geliyor?
Hayır. Bilirkişi raporu, mahkemenin değerlendirmesine sunulan teknik bir delil. Heyetin projenin mevcut hâliyle uygulanmasını uygun bulmaması, ÇED kararının iptal edildiği veya projenin hukuken kesin olarak durdurulduğu anlamına gelmiyor.
ÇED kararının iptal edilip edilmeyeceğine ve yürütmenin durdurulması talebine ilişkin kararı mahkeme verecek. 29 Ekim itibarıyla davanın nihai sonucuna ilişkin doğrulanmış bir karar bulunmuyor.
Ğırap Bajar: Tarihî kalıntılar neden tartışmanın merkezinde?
Kervanpınar’daki itirazların bir diğer boyutu, proje sahasının yakınındaki Ğırap Bajar Yerleşim Ören Yeri. Diyarbakır Barosu Çevre ve Kent Hukuku Komisyonu, bölgede tarihî kalıntılar ve mozaik parçaları bulunduğunu belirterek arkeolojik mirasın korunması gerektiğini savunuyor.
Ğırap Bajar’ın birinci derece arkeolojik sit alanı olarak tescillendiği bildiriliyor. Ancak tescilli alanın resmî sınırları ile GES projelerinin onaylı sınırlarının ne ölçüde çakıştığı ve çevredeki kalıntıların kapsamı, ilgili koruma kurulu kayıtları ve ayrıntılı saha incelemeleri üzerinden değerlendirilmesi gereken konular.
Bilirkişi raporunda da arkeolojik sit alanının sınırlarının yeniden değerlendirilmesi gerektiği görüşü yer aldı. Arkeolojik incelemenin yeterliliğine ilişkin eksikliklere dikkat çekilirken sit alanının daha geniş bir bölgeyi kapsayabileceği belirtildi.
Diyarbakır Barosu Çevre ve Kent Hukuku Komisyonu Başkanı Ahmet İnan, bölgede seramik parçaları bulunduğunu ve tarihî alanın GES sahasıyla çakıştığını savundu. İnan, ilgili kurumlara başvurduklarını ve kültürel mirasın korunması gerektiğini ifade etti.
Arkeolojik sit alanının sınırlarının değiştirilmesi veya genişletilmesi ise ilgili koruma kurullarının yetki ve karar süreçlerine bağlı. Bilirkişi raporundaki değerlendirme, tek başına tescil sınırlarını değiştirmiyor.
Şirketin 49 yıllık lisansları ne anlama geliyor?
Zenkar Enerji’ye iki depolamalı GES projesi için verilen 49’ar yıllık üretim lisansı, elektrik üretimi faaliyetinin lisanslandırılmasına ilişkin. Lisansların verilmiş olması, projelere ilişkin bütün çevresel ve arazi kullanım izinlerinin kesinleştiğini göstermiyor.
Şirketin sahibi olarak adı geçen Muzaffer Aslanhan’ın geçmişte AKP Diyarbakır İl Yönetim Kurulu’nun yedek üyeleri arasında bulunduğu da kamuoyuna yansıyan bilgiler arasında. Bu bilgi, şirketin sahipliği ve siyasi bağlantı iddialarıyla ilgili; tek başına lisansların veya diğer idari işlemlerin hukuka aykırı olduğunu kanıtlamıyor.
Projelerin hukuki durumu, ilgili kurumların kararları, bu kararların dayanakları ve devam eden davaların sonuçları üzerinden değerlendirilecek.
Şirketin bilirkişi raporundaki eksikliklere, arkeolojik miras konusundaki itirazlara ve köylülerin taleplerine ilişkin ayrıntılı bir yanıtı mevcut bilgilerde yer almıyor.
ÇED kararları ve devam eden davalar
ÇED, “Çevresel Etki Değerlendirmesi” ifadesinin kısaltması. Projelerin çevre üzerindeki olası etkilerinin ve bu etkileri önlemek ya da azaltmak için alınacak önlemlerin değerlendirilmesini kapsıyor.
Zenkar 2 projesine ilişkin dava, “ÇED olumlu” kararına karşı açıldı. Bilirkişi heyeti de bu projeyi mevcut hâliyle uygun bulmadı. Bunun yanında kamuoyuna yansıyan bazı açıklamalarda “ÇED gerekli değildir” kararından da söz ediliyor. Ancak bu kararın hangi projeye ve hangi idari işleme ait olduğu konusunda mevcut bilgiler yeterli ayrıntı sunmuyor.
“ÇED olumlu” ve “ÇED gerekli değildir” farklı idari karar türleri. Zenkar 1 ve Zenkar 2 için verilen kararların tarihleri, kapsamları ve dava konusu işlemlerinin ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekiyor.
Kervanpınar’daki hukuki süreçte üç temel başlık bulunuyor:
ÇED kararları: Zenkar 2 projesine ilişkin kararın iptali ve yürütmenin durdurulması istemi.
Mera ve imar işlemleri: Arazilerin kullanım statüsü ve enerji üretim alanı olarak planlanmasına ilişkin itirazlar.
Arkeolojik miras: Ğırap Bajar Yerleşim Ören Yeri’nin sınırlarının ve projeyle ilişkisinin incelenmesi.
Bu işlemler birbirinden bağımsız hukuki değerlendirmelere tabi. Bir başlıkta karar verilmesi, diğer süreçlerin de otomatik olarak sonuçlandığı anlamına gelmiyor.
Kervanpınar’da süreç nasıl ilerleyecek?
Kervanpınar’da köylüler, ortak kullandıkları meraların korunmasını ve GES çalışmalarının durdurulmasını talep ediyor. Bilirkişi heyetinin Zenkar 2 projesine ilişkin olumsuz görüşü, devam eden davanın önemli unsurlarından biri. Ancak nihai hukuki durum, mahkemenin vereceği kararlarla netleşecek.
Projelerin üretim lisansları, ÇED kararları, mera ve imar işlemleri ile arkeolojik mirasın korunmasına ilişkin süreçler ayrı ayrı değerlendirilecek. Köylülerin nöbeti sürerken tartışmanın temelinde arazilerin nasıl kullanılacağı, hayvancılığın devamlılığı ve tarihî alanların korunması bulunuyor.