Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre yaklaşık 357 bin 342 hektarlık tarım arazisine sahip olan Muş, tarımsal üretimde öne çıkan kentlerden biri olarak dikkat çekiyor. Yaklaşık 165 bin hektarlık alanıyla Türkiye’nin üçüncü büyük ovasına sahip olan kentte, İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’nün 2025 yılı verilerine göre en fazla üretilen ürün 665 bin 32 ton ile şeker pancarı oldu. Şeker pancarını 368 bin 297 tonla buğday, 98 bin 938 tonla arpa ve 49 bin 703 tonla silajlık mısır takip etti.
Tarımsal üretimin yoğun olarak sürdürüldüğü kentte çiftçiler, bir yandan yükselen üretim maliyetleriyle mücadele ederken diğer yandan özelleştirilen Muş Şeker Fabrikası’nın geleceğine ilişkin endişelerini dile getiriyor.

Toprak Mahsulleri Ofisi’nin (TMO) 2026 yılı için açıkladığı hububat alım fiyatları da üreticilerin gündemindeki başlıklar arasında yer alıyor. TMO, buğday alım fiyatını yüzde 22,2 artışla 16 lira 50 kuruş, arpa alım fiyatını ise yüzde 15,9 artışla 12 lira 75 kuruş olarak belirledi. Ancak çiftçiler, artan girdi maliyetleri nedeniyle açıklanan fiyatların yeterli olmadığını ifade ediyor.
Sulama sorunu ve sondaj kuyuları üreticiyi zorluyor
Geçimini tarımla sağlayan çiftçi Sadrettin Çapın, üretim sürecinde karşılaştıkları sorunlara dikkat çekti. Muş’un Murat ve Karasu nehirleri gibi önemli su kaynaklarına sahip olmasına rağmen tarım arazilerinin yeterince sulanamadığını belirten Çapın, üreticilerin yeraltı sularına yönelmek zorunda kaldığını söyledi.
Karasu Nehri’nin köylerinin hemen yanından geçtiğini belirten Çapın, uygun sulama altyapısının kurulması halinde bölgedeki tüm tarım alanlarının sulanabileceğini ifade etti. Köylerinde yaklaşık 150 sondaj kuyusu bulunduğunu kaydeden Çapın, yeraltı suyunun yoğun şekilde kullanılmasının uzun vadede ciddi çevresel sorunlara yol açabileceğini dile getirdi.

Konya’da yaşanan obruk örneklerini hatırlatan Çapın, bir kuyudan aylar boyunca aralıksız su çekildiğini belirterek bu durumun doğa üzerinde baskı oluşturduğunu söyledi. Muş Ovası’nı sulamaya yönelik Murat Nehri merkezli projenin sürdüğünü belirten Çapın, projenin tamamlanması halinde bölgedeki çiftçilerin önemli ölçüde rahatlayacağını ifade etti.
“Çiftçilik her geçen gün daha da zorlaşıyor”
Artan maliyetlerin üreticileri zor durumda bıraktığını belirten Sadrettin Çapın, tarımsal üretimin sürdürülebilirliği konusunda kaygı duyduklarını söyledi. Akaryakıt, gübre ve diğer tarımsal girdilerdeki fiyat artışlarının çiftçiyi olumsuz etkilediğini ifade eden Çapın, yeterli destek sağlanmaması halinde birçok üreticinin tarımdan uzaklaşabileceğini dile getirdi.
Kendi üretim faaliyetlerinden de söz eden Çapın, şeker pancarı başta olmak üzere buğday, lahana, kavun, karpuz, biber, patlıcan, domates ve çilek gibi birçok ürünü yetiştirdiklerini anlattı. Buğdayın sonbaharda ekildiğini ve yaz aylarında hasat edildiğini belirten Çapın, şeker pancarının ise mayıs ayında ekilip ekim ayında hasat edildiğini ifade etti.
Şeker fabrikasının üreticiler açısından yalnızca bir sanayi tesisi olmadığını vurgulayan Çapın, fabrikanın aynı zamanda çiftçinin ürününü değerlendirebildiği önemli bir pazar olduğunu söyledi.
“Fabrika çiftçi kooperatiflerine devredilmeli”
Muş’taki tek fabrikanın özelleştirilmesinin üreticiler üzerinde olumsuz etkiler yarattığını savunan Çapın, fabrikanın yeniden çiftçilerin kullanımına sunulmasını istedi. Özelleştirme sürecine yeterince itiraz edilmediğini belirten Çapın, tarım kenti olan Muş’un üretim kapasitesinin korunması gerektiğini söyledi.
Fabrikanın bulunduğu alanın ekonomik değerine dikkat çeken Çapın, fabrikanın çiftçi kooperatiflerine devredilmesi gerektiğini ifade etti. Kooperatifleşmenin üreticilerin güçlenmesi açısından önemli olduğunu vurgulayan Çapın, çiftçilerin örgütlü yapılar altında bir araya gelmeden tarım sektöründe ilerlemesinin zor olduğunu dile getirdi.
Muş’ta tarımın temel geçim kaynaklarından biri olmaya devam ettiğini belirten üreticiler, hem sulama altyapısının geliştirilmesini hem de şeker fabrikasının üreticilerin yararına olacak şekilde değerlendirilmesini talep ediyor.