Türkiye’nin 1990’lı yıllardan 2000’li yıllara devrettiği siyasi ve kültürel atmosfer, anadil çalışmaları ve dilsel haklar bağlamında keskin dönüşümlere sahne oldu. Bu dönüşümlerin en kalıcı, akademik ve somut çıktılarından biri, tam 26 yıl önce bugün, 18 Haziran 2000’de kültür dünyasına kazandırıldı. İstanbul Kürt Enstitüsü çatısı altında, dilbilimci ve sözlükbilimci Zana Farqînî tarafından yayına hazırlanan Büyük Türkçe-Kürtçe Sözlük, yalnızca iki dil arasında kelime aktarımı sağlayan teknik bir referans kaynağı değil, aynı zamanda statüsüz kılınmış, yazılı standartları baskılanmış bir dilin akademik meşruiyet mücadelesiydi. Yaklaşık 1.278 sayfalık bu devasa hacim, Kürtçenin Kurmancî lehçesini esas alarak, dikey kelime hazinesini, deyimlerini ve toplumsal belleğini modern sözlükbilim teknikleriyle kayıt altına aldı.

Yasaklı Mahkemelerden Kelime Avcılığına Uzanan Bir Ömür
Sözlüğün derleyicisi Zana Farqînî’nin kişisel biyografisi, Türkiye’de dil çalışmalarının hangi barikatları aşarak bugüne ulaştığını gösteren tarihsel bir kesit niteliğindedir. 1967 yılında Diyarbakır’ın Silvan ilçesinde doğan Farqînî, Kürtçe konuşmanın kamusal alanda ağır yaptırımlarla karşılaştığı dönemlerde kimlik bilincini erken yaşta edinerek anadilinde ısrarcı oldu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü’nden mezun olan Farqînî, daha sonraki yıllarda akademik altyapısını Mardin Artuklu Üniversitesi Yaşayan Diller Enstitüsü’nde tamamladı.

1990’lı yılların başında Mezopotamya Kültür Merkezi (MKM) bünyesinde Koma Çiya müzik grubunun kuruluşunda yer alan ve "Rozerin" albümünde solistlik yapan Farqînî, müziğin dilin korunmasındaki gücünü fark etse de kısa süre sonra tüm mesaisini yazılı basına kaydırdı. Haftalık Kürtçe yayınlanan Welat, Welatê Me ve Azadiya Welat gazetelerinde yazı işleri müdürlüğü ve genel yayın yönetmenliği görevlerini üstlendi. Dönemin siyasi ikliminin bir parçası olarak, bu gazetelerdeki yazıları ve mülakatları gerekçe gösterilerek Devlet Güvenlik Mahkemeleri’nde (DGM) yargılandı. Savunmasını anadili olan Kürtçe ile yapmakta ısrar ettiğinde, mahkeme tutanaklarına bu beyanlar "anlaşılmayan bir dil" olarak geçti. Kendi ifadesiyle, mahkemelerin "anlaşılmayan dil" olarak nitelendirdiği o yapıda suç unsuru bulup ceza kesmesi, dönemin en büyük hukuki paradokslarından biriydi.

Basın yayın alanındaki baskıların ardından 1997 yılından itibaren tümüyle dil çalışmalarına odaklanan Farqînî, İstanbul Kürt Enstitüsü’nde Dil Bölümü Başkanlığı ve Enstitü Başkanlığı görevlerini yürüttü. Yaşlıların, dengbêjlerin ve toplumun hafızasını taşıyan figürlerin konuşmalarından kelimeler toplayarak çevresinde "kelime avcısı" olarak tanınan Farqînî, 26 yıl önce yayımlanan bu sözlüğü üç yıl boyunca gece gündüz çalışarak, hiçbir ekonomik getiri beklentisi olmaksızın, tamamen manevi bir sorumlulukla tamamladı. Bu adanmışlık, sonraki süreçte Kürt dilinin yazılı hafızasını koruma altına alan en büyük bireysel kurumsal hamlelerden biri olacaktı.
Eğitim Dilinin Gerçeği ve Sözlüğün Metodolojik Altyapısı
2000 yılında bu kapsamlı sözlüğün yayımlanması, metodolojik ve sosyolojik açıdan stratejik bir tercihe dayanıyordu. Kamuoyunda ve akademik çevrelerde sıklıkla sorulan "Neden ilk olarak Kürtçe-Türkçe değil de Türkçe-Kürtçe bir sözlük?" sorusuna Zana Farqînî, sonraki yıllarda verdiği mülakatlarda net bir sosyolojik tahlille cevap verecektir: "Hedef kitlenin eğitim dilinin Türkçe olması."
Türkiye’deki Kürt nüfusun resmi eğitim dili, okuma-yazma pratikleri ve kavramsal dünyası Türkçe üzerinden şekillendiği için, anadilini akademik veya edebi düzeyde öğrenmek, standardizasyona hakim olmak isteyen kitleye hitap edebilmenin yolu Türkçeden geçiyordu. Bu pratik gerçeklik, sözlüğün kurgusunu belirledi. Eser, anadili okuryazarlığı olmayan veya bunu geliştirmek isteyen milyonlar için bir köprü görevi gördü.

Sözlük, yapısal olarak Kurmancî lehçesinin tüm zenginliğini açığa çıkarmayı hedefledi. Kurmancînin Soranî gibi diğer lehçelerden ayrılan en belirgin morfolojik özelliği olan cinsiyetli (eril-dişil) yapısı, kelime başlarında titizlikle belirtildi. Sözlükbilim tekniği açısından yatay kelime sayısından ziyade, Hint-Avrupa dil ailesinin karakteristik özelliği olan dikey kelime derinliğine, yani bir kelimenin kazandığı çoklu anlamlara, yan ve mecaz anlamlara odaklanıldı. Kelimelerin doğru anlaşılması için yüzlerce deyim, atasözü, kalıp söz ve örnek cümle metne dahil edildi. Bu örnek cümlelerde, modern dilbilim ilkelerine uygun olarak toplumsal cinsiyet eşitliği gözetilerek hem eril hem dişil özneler dengeli bir şekilde kullanıldı. Farqînî, bu devasa derleme sürecinde sadece masa başında oturmadı; imkanlar dahilinde Serhat, Dersim, Garzan, Botan, Behdinan bölgeleri ile Maraş, Adıyaman ve Sivas gibi geçiş hatlarını inceleyerek bölgesel ağızların yazı dilindeki varyantlarını çıkardı. Kelimeleri ana yazı diline yönlendirirken "bakınız" (bkz.) kısaltmalarıyla dil kullanıcılarına standart bir imla kılavuzu sundu.

Hard Diskten Kamusal Standartlara: 2000’den Bugüne Kalan Miras
18 Haziran 2000’de basılan Büyük Türkçe-Kürtçe Sözlük, kendisinden sonra gelecek daha büyük akademik çalışmaların ve dil planlamalarının ana omurgasını oluşturdu. Bu çalışmanın yarattığı birikim ve metodolojik başarı sayesinde, aynı enstitü ve ekip tarafından 2004 yılında bu kez alanında en hacimli çalışma olan Büyük Kürtçe-Türkçe Sözlük yayımlandı. İlk basıldığında madde başı ve madde içiyle birlikte toplam 166 bin birimden oluşan bu türev çalışma, sonraki 18 yıllık genişletme, revize ve standardizasyon çalışmalarının ardından 224 bini aşkın maddelik devasa bir külliyata dönüştü.

Dil Hakları Evrensel Bildirgesi’nin "Bütün halkların eşit dil haklarına sahip olduğu ve kamusal alandaki faaliyetlerini kendi anadillerinde yürütme hakkı bulunduğu" yönündeki evrensel ilkelerine rağmen, Türkiye’de Kürtçe uzun yıllar medeniyet dili olmadığı, eğitim ve öğretime elverişli bulunmadığı yönündeki temelsiz iddialarla marjinalleştirilmeye çalışıldı. 18 Haziran 2000’de yayımlanan bu sözlük, bu ideolojik ezberleri dilbilimsel verilerle çürüten en somut akademik yanıttı.
Sözlükler, bir halkın dilini ve dolayısıyla maddi-manevi kültürünü, inanç sistemini, tarihsel edimlerini geleceğe taşıyan en güvenli depolama alanlarıdır; kelimelerin cismanileşmiş hali, toplumun kolektif hard diskidir. Bugün 26. yılını geride bırakan bu tarihi yayın, asimilasyon ve dil yitimi tehlikesine karşı zamanla yarışan Kürt dilbilimciler için bir dönüm noktası olmayı sürdürüyor. Zana Farqînî’nin tabiriyle "ecdadın sesini kayıt altına alma" gayretiyle başlayan bu serüven, aradan geçen çeyrek asırda bir dilin hayatta kalma iradesinin en büyük anıtlarından biri haline gelmiştir.