Ekonomik sıkıntılar, siyasi baskılar ve bölgesel istikrarsızlıklar nedeniyle Serhad bölgesinden Ankara’ya göç eden yüz binlerce Kürt yurttaş, metropol yaşamının getirdiği zorluklarla mücadele etmeye devam ediyor. Ankara’nın Altındağ ilçesine bağlı Hüseyin Gazi Mahallesi’nde yoğunlaşan ve geçimlerini genellikle inşaat, pazarcılık ve nakliye gibi ağır iş kollarında çalışarak sağlayan Serhadlılar, doğup büyüdükleri topraklara dönme arzusu taşıyor. Özellikle Kars (Qers), Van (Wan), Ağrı (Agirî) ve Bitlis (Bedlîs) gibi illerden 1980 ve 90’lı yıllardan itibaren başlayan göç dalgası, beraberinde ciddi bir kültürel kopuşu ve kimlik mücadelesini de getirdi.
Ekonomik Zorunluluklar ve Ayrımcılık Kıskacı
2000’li yılların başında Ağrı’dan Ankara’ya gelerek yaşam mücadelesine başlayan İsa Kösedağ, metropolde geçen 26 yılını hamallık yaparak idame ettirdiğini ifade etti. Göç ettikleri ilk yıllarda kimliklerinden dolayı büyük engellerle karşılaştıklarını belirten Kösedağ, pazarlarda ve iş alanlarında Kürt oldukları için ayrımcılığa maruz kaldıklarını dile getirdi. "Memlekette iş imkanı olsaydı burada ne işimiz vardı?" sorusunu yönelten Kösedağ, temel sorunun geçim sıkıntısı olduğunu vurguladı. Metropolde geçen çeyrek asra rağmen aidiyet duygusunun hala memleketinde olduğunu söyleyen Kösedağ, ekonomik koşulların iyileşmesi durumunda bir an bile tereddüt etmeden geri döneceğini belirtti.

Dil ve Kültürün Metropolde Erimesi
1979 yılında Bitlis’ten Ankara’ya göç eden Kenan Keskin, metropol yaşamının en büyük tahribatının dil ve kültür üzerinde olduğunu savundu. Köylerinde ana dilleriyle özgürce konuşurken, Ankara’da çocuklarının Kürtçe konuşamadığına dikkat çeken Keskin, sistemin metropolleşme baskısıyla dillerini unutturduğunu ifade etti. "Yaşam da ölüm de memlekette güzel" diyen Keskin, kalplerindeki hasretin hiç sönmediğini ancak ekonomik imkansızlıkların geri dönüş yolunu tıkadığını kaydetti. Keskin’e göre, dil üzerindeki kısıtlamalar ve ayrımcı yaklaşımalar, göç eden toplulukların metropollerdeki entegrasyon sürecini sancılı bir hale getiriyor.

Tarım ve Hayvancılığın Bitmesi Göçü Tetikledi
1988 yılında Kars’tan Ankara’ya gelen Cesim Özden ise göçün keyfi bir tercih değil, hayatta kalma stratejisi olduğunu belirtti. 30 yılı aşkın süredir metropolde yaşamasına rağmen topraklarının hala orada durduğunu söyleyen Özden, tarım ve hayvancılık imkanlarının ortadan kaldırılmasının insanları göçe zorladığını ifade etti. Çocukların okullarda asimilasyona uğradığını ve kendi kültürlerinden koptuklarını belirten Özden, sistemin bilinçli bir şekilde insanları metropollere ittiğini iddia etti. Geçim şartlarının sağlanması halinde memleket hasretinin sona ermesini isteyen yurttaşlar, yerel kalkınmanın geri dönüşler için anahtar rol oynayacağını vurguladı.