Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şara, New York’ta Atlantic Council tarafından düzenlenen söyleşide Kürtlerin kültürel ve dilsel haklarına ilişkin yeni mesajlar verdi. Şara, Kürtlerin bu haklarının tanınmasının devletin sorumluluğu, Kürtlerin ise meşru hakkı olduğunu söyledi.
Şara ayrıca Kürt nüfusun yoğun olduğu bölgelerde eğitimin Kürtçe yapılması konusunda anlaşmaya varıldığını ve Suriye Eğitim Bakanlığı’na bağlı teknik ekiplerin uygulama mekanizması üzerinde çalıştığını açıkladı. Söyleşi, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu çalışmaları kapsamında 22 Eylül’de New York’ta gerçekleştirildi ve eski ABD Ortadoğu Özel Temsilcisi Brett McGurk tarafından yönetildi.

“Kürtlerin haklarının tanınması devletin görevi”
Şara, Kürtlerin Suriye toplumunun bir parçası olduğunu belirterek kültürel ve dilsel hakların resmi olarak tanınmasının hem devletin görevi hem de Kürtlerin meşru hakkı olduğunu ifade etti.
Şara şöyle konuştu:
“Kürtler Suriye toplumunun bir parçasıdır ve bu devletin içinde yaşamaktadır. Kürtlerin kültürel ve dil haklarının resmi olarak tanınması bir görev ve meşru bir hak.”
Şara, 13 No’lu kararnamenin Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) entegrasyon sürecinden önce çıkarıldığını belirterek, kararın Kürtlerin uzun süredir talep ettiği hakların tanınması açısından önem taşıdığını söyledi.
Kürt nüfusun yoğun olduğu bölgelerde Kürtçe eğitim
Söyleşinin öne çıkan başlıklarından biri Kürtçe eğitim oldu.
Şara, Kürt nüfusun yoğun olduğu bölgelerde eğitimin Kürtçe yapılması konusunda anlaşmaya vardıklarını açıkladı. Suriye Eğitim Bakanlığı’nın teknik ekiplerinin de bu kararın uygulanması için gerekli mekanizmaları hazırladığını söyledi.
Bu açıklama, daha önce Kürtçenin eğitim alanındaki statüsüne ilişkin yapılan düzenlemelerin uygulanması bakımından yeni bir mesaj olarak öne çıktı.

Şara’nın açıklamasına göre süreç yalnızca Kürtçenin tanınmasıyla sınırlı kalmayacak; Kürt nüfusun yoğun olduğu bölgelerde eğitim alanında da uygulamaya dönük bir mekanizma oluşturulacak.
13 No’lu kararname yeni anayasanın parçası olacak
Söyleşide Brett McGurk, Kürtlerin haklarını düzenleyen 13 No’lu kararnamenin hazırlanmakta olan yeni Suriye Anayasası’nda yer alıp almayacağını sordu.
Şara, kararnameyle getirilen düzenlemelerin yeni anayasal yapının parçası olacağını söyledi.
Bu açıklama, Kürtlerin dil ve kültürel haklarının yalnızca mevcut bir kararnameyle değil, gelecekteki anayasal düzen içerisinde de güvence altına alınmasına ilişkin bir taahhüt olarak gündeme geldi.
Kararnamede dil, vatandaşlık ve Nevruz düzenlemeleri
16 Ocak 2026 tarihli 13 No’lu kararname, Kürtleri Suriye toplumunun temel unsurlarından biri olarak tanımlıyor ve Kürtlerin kültürel ve dilsel kimliğini Suriye ulusal kimliğinin parçası olarak kabul ediyor.
Kararnamede Kürtlerin ana dillerini geliştirme hakkına ilişkin düzenlemelerin yanı sıra vatandaşlık sorununa yönelik hükümler de bulunuyor.
Haseke’de 1962 nüfus sayımından kaynaklanan bazı uygulamaların kaldırılması ve kaydı bulunmayan Kürt kökenli kişilere vatandaşlık verilmesi öngörülüyor. Kararnamede Kürt vatandaşların hak ve yükümlülükler bakımından eşitliği de düzenleniyor.
21 Mart Nevruz ise Suriye genelinde resmi tatil olarak tanımlanıyor. Ayrıca etnik ve dil temelli ayrımcılığın yasaklanmasına ilişkin hükümler bulunuyor.
“Tek ordu ve devlet çatısı altında tek silah”
Şara, söyleşide SDG’nin Suriye devletine entegrasyonu ve ordunun yeniden yapılandırılması hakkında da konuştu.
Silahlı grupların dağıtılması ve silahların devlet çatısı altında birleştirilmesini sürecin ilk aşaması olarak tanımlayan Şara, yeni askeri yapıda personelin geçmişlerinin incelendiğini, eğitim kamplarının oluşturulduğunu ve ordunun profesyonelleştirilmesine yönelik çalışmalar yürütüldüğünü belirtti.
Şara ayrıca SDG’nin entegrasyonu ile Kürt toplumunun haklarının birbirinden ayrılması gerektiğini vurguladı. Bu ayrımın önemli olduğunu belirten Şara, SDG’nin bütün Kürtleri temsil eden bir yapı olmadığını söyledi. Benzer şekilde, güncel açıklamalarda Şara’nın SDG’nin devlet yapısına entegrasyonu ile Kürt nüfusun haklarını ayrı meseleler olarak ele aldığı aktarılıyor.
Yeni anayasa için beş yıllık geçiş dönemi
Şara, Suriye’nin yeni anayasa sürecine ilişkin de değerlendirmelerde bulundu.
Beş yıllık geçiş döneminin sona ermesinden önce yeni anayasa taslağının hazırlanmasını beklediğini belirten Şara, geçiş döneminde kullanılan yetkilerin kalıcı bir yönetim modeline dönüşmemesi gerektiğini söyledi.
Cumhurbaşkanlığının gelecekte yasama organlarının kabul ettiği yasaları uygulayan bir kuruma dönüşmesi gerektiğini ifade eden Şara, yönetimin kişilere değil kurumlara ve hukuka dayanması gerektiğini savundu.
Şara ayrıca etnik, dini veya bölgesel temelde kalıcı kota sistemine karşı olduklarını belirterek, toplumsal kesimlerin devlet kurumlarında temsil edilmesi ile önceden belirlenmiş siyasi kotaların birbirinden ayrılması gerektiğini söyledi.
İsrail ile görüşmelerde “yüzde 90” açıklaması
Şara’nın New York’taki söyleşisinde İsrail ile yürütülen görüşmeler de gündeme geldi.
Doğrudan görüşmelerin yaklaşık bir yıl önce başladığını belirten Şara, bazı müzakere turlarında tarafların anlaşmanın yaklaşık yüzde 90’ına kadar ilerlediğini, ancak görüşmelerin çeşitli nedenlerle sonuçlanmadığını söyledi.
Şara, Şam’ın önceliğinin İsrail’in 8 Aralık 2024 sonrasında ele geçirdiğini söylediği bölgelerden çekilmesi olduğunu belirtti. Ardından güvenlik düzenlemelerinin görüşülebileceğini ve bunun başarılı olması halinde kalıcı barış görüşmelerine geçilebileceğini ifade etti.
Türkiye ve Rusya’nın askeri varlığı
Şara, Suriye’deki yabancı askeri varlıklara ilişkin de mesajlar verdi.
Rusya’nın askeri varlığının önceki döneme kıyasla büyük ölçüde azaldığını belirten Şara, geriye kalan üslerin Suriye ordusunun eğitim merkezlerine dönüştürülmesi konusunda Moskova ile görüşmeler yürütüldüğünü söyledi.
Türkiye’nin Suriye’deki askeri varlığı konusunda ise Ankara ile görüşmelerin başladığını belirten Şara, bu varlığın hukuki statüsü üzerinde çalışıldığını açıkladı.
Şara, herhangi bir yabancı askeri varlığın Suriye Halk Meclisi’nin onayını alması ve devletin ihtiyaçları doğrultusunda hukuki bir çerçeveye oturtulması gerektiğini söyledi. Uzun vadede yabancı askeri üslere ihtiyaç duymadıklarını da ifade etti.
Kürdistan Bölgesi ile ilişkiler
Şara, Irak Kürdistan Bölgesi ile ilişkilerin de iyi olduğunu belirtti.
Mesud Barzani, Neçirvan Barzani ve Mesrur Barzani ile iyi ilişkileri bulunduğunu söyleyen Şara, ilişkilerin henüz başlangıç aşamasında olduğunu ve önümüzdeki dönemde geliştirilmesini beklediğini ifade etti.
Suriye ile Irak arasındaki ekonomik ilişkilerin geliştirilmesine yönelik projelerden de söz eden Şara, Irak petrolünün Suriye üzerinden Akdeniz limanlarına ulaştırılmasını hedefleyen bir güzergâh üzerinde çalışıldığını belirtti.