Türkiye’de on yıllardır kanayan bir yara olan faili meçhul cinayetler ve zorla kaybetme vakaları, Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü bünyesinde kurulan yeni bir birimle yeniden tartışmaya açıldı. Dersim’de 2020 yılından bu yana haber alınamayan Gülistan Doku soruşturmasındaki son gelişmelerin ardından gündeme gelen bu yeni yapılanma, kamuoyunda hem umut hem de şüpheyle karşılandı. Adalet Bakanı Akın Gürlek’in, kurulan dairenin "her dosyayı değil, belirli dosyaları inceleyeceği" yönündeki açıklaması üzerine harekete geçen Sezgin Tanrıkulu, konuyu Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM) taşıdı. Tanrıkulu, özellikle 1990’lı yıllardaki ağır insan hakları ihlallerinin bu dairenin kapsamına alınıp alınmayacağını sorgulayarak, cezasızlık kültürüne karşı somut adımlar talep etti.
"Kaç Dosya İncelenecek?": Geçmişe Dönük Yetki Tartışması
Adalet Bakanı Akın Gürlek’in yaptığı açıklamada, yeni birimin dosyaları inceleyip eksiklikleri savcılıklara ileteceğini ancak tüm dosyaların bu kapsama girmeyeceğini belirtmesi, eleştirileri de beraberinde getirdi. Tanrıkulu, Meclis’e sunduğu önergede, Türkiye’nin hukuk tarihindeki en büyük açmazlardan biri olan 1990’lı yılların faili meçhul cinayetlerine dikkat çekti. Binlerce aydınlatılmamış dosyanın akıbetinin ne olacağını soran Tanrıkulu, yeni kurulan birimin hukuki dayanağını ve geçmişe dönük inceleme kapasitesini sorguladı. Özellikle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) "etkili soruşturma yükümlülüğü" kararları çerçevesinde, bu birimin sadece yeni vakalara mı yoksa toplumsal bellekte yer eden eski dosyalara mı odaklanacağı merak konusu oldu.

Sezgin Tanrıkulu, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin “etkili soruşturma yükümlülüğü” kararları çerçevesinde kurulan yeni birimin rolüne ilişkin, Akın Gürlek’e şu soruları yöneltti:
Daire başkanlığının kuruluşuna dayanak oluşturan hukuki düzenleme nedir?
Geriye dönük incelenecek faili meçhul dosya sayısı kaçtır ve bu dosyalar hangi yılları kapsamaktadır?
Faili meçhul dosyaların yeniden açılması sürecinde zamanaşımı hükümleri nasıl uygulanacaktır?
Ağır insan hakları ihlalleri kapsamında istisnai düzenlemeler gündeme gelecek midir?
Özellikle Gülistan Doku dosyası gibi kamuoyuna yansıyan vakalar için özel inceleme ya da yeniden soruşturma yürütülmekte midir?
Birim; Adli Tıp Kurumu, emniyet birimleri ve uluslararası adli işbirliği mekanizmalarıyla nasıl bir koordinasyon içinde çalışacaktır?
Yeni adli bilişim teknikleri, DNA veri tabanları ve uluslararası veri paylaşım sistemlerinden yararlanılacak mıdır?
Geçmişte bu dosyalarda görev almış kamu görevlilerine ilişkin idari veya adli soruşturma başlatılacak mıdır?
Elde edilen bulgular kamuoyuyla hangi yöntemlerle paylaşılacaktır?
Birimin performansı hangi somut kriterlere göre değerlendirilecek ve Meclis’e düzenli raporlama yapılacak mıdır?