Dersim’de 5 Ocak 2020 tarihinden bu yana kendisinden haber alınamayan Gülistan Doku dosyasında yaşanan yeni gelişmeler, kentteki sivil toplum kuruluşlarını harekete geçirdi. Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Dersim Şubeler Platformu, 24 Nisan 2026 tarihinde Sanat Sokağı’ndan Kışla Meydanı’na kadar süren bir yürüyüş ve basın açıklaması düzenledi. Yapılan açıklamada, Gülistan Doku olayının sadece bir kayıp vakası olmadığı, aksine kamu kurumlarına kadar uzanan bir "cezasızlık düzeninin" yansıması olduğu vurgulandı. Eylemciler; Rojwelat Kızmaz, Rojin Kabaiş ve Esma Kılıçaslan gibi isimlerin şüpheli ölümlerine ve kayıplarına dikkat çekerek, tüm dosyaların derinlemesine ve tarafsız bir şekilde yeniden soruşturulmasını talep etti.

Yapısal Çürüme ve Cezasızlık Zırhı Eleştirisi
KESK adına açıklamayı okuyan Sağlık Emekçileri Sendikası (SES) Şube Eşbaşkanı Serap Kahraman, Gülistan Doku dosyasındaki ihmallerin ve delil karartma iddialarının münferit olaylar olarak değerlendirilemeyeceğini ifade etti. Kahraman, dönemin mülki idare amirlerinden üniversite yönetimine, hastanelerden emniyet birimlerine kadar geniş bir yelpazede "koruma ve suskunluk" düzeninin sorgulanması gerektiğini belirtti. Eğer bir kentte kadınlar şüpheli şekilde kayboluyor ve kamu makamları etkin bir soruşturma yürütmüyorsa, bunun yapısal bir çürümeye işaret ettiğini savundu.
Açıklamada, Dersim’de yaşanan tüm benzer vakaların bağımsız ve tarafsız heyetlerce incelenmesi gerektiği üzerinde duruldu. Özellikle Gülistan Doku’nun yakın arkadaşı Rojwelat Kızmaz’ın ölümü başta olmak üzere, kamuoyunda kuşku yaratan her olayın aydınlatılması çağrısı yapıldı. Kahraman, hiçbir makamın, unvanın veya kurumsal aidiyetin failler için bir "cezasızlık zırhı" olarak kullanılmaması gerektiğinin altını çizdi.

Kamu Kurumlarındaki Veri Silme İddiaları Gündemde
Yürüyüş sonrası yapılan açıklamada, özellikle kamu kurumlarında gerçekleştiği iddia edilen veri silme ve delil karartma işlemleri sert bir dille eleştirildi. Gülistan Doku dosyasıyla ilişkili olduğu öne sürülen dijital kayıtların hangi gerekçeyle ve kimlerin talimatıyla ortadan kaldırıldığının açıklığa kavuşturulması istendi. Hastaneler gibi mahremiyetin ve güvenliğin en üst düzeyde korunması gereken kurumlarda güvenlik kamerası sistemlerinin keyfi kullanımının "kamu güvenine bir darbe" olduğu ifade edildi.
KESK heyeti, dönemin üniversite rektörü de dahil olmak üzere sorumluluğu bulunan tüm yetkililerin yargı önünde hesap vermesi gerektiğini vurguladı. "Gülistan Doku için hakikat açığa çıkıyorsa, Rojwelat, Rojin ve Esma için de açığa çıkacaktır" diyen Serap Kahraman, hiçbir dosyanın karanlıkta kalmaması için demokratik mücadelelerini sürdüreceklerini belirtti. Eylem, "Kadın, Yaşam, Özgürlük" sloganları ve faili meçhul dosyaların aydınlatılmasına yönelik kararlılık mesajlarıyla sona erdi.