Dersim’de yaklaşık altı yıl önce kaybolan ve akıbeti hala gizemini koruyan Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku ile ilgili yürütülen adli süreç, yeni bir aşamaya evrildi. Soruşturma kapsamında, dönemin Tunceli İl Emniyet Müdürü olarak görev yapan ve şu an Yalova İl Emniyet Müdürlüğü görevini sürdüren Yılmaz Delen, Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından tanık sıfatıyla ifadeye çağrıldı. Söz konusu ifade işlemi, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 161/6. maddesinde yer alan özel soruşturma usulleri gereğince Erzurum’da gerçekleştirildi. Kanun maddesi, valilerin görev yaptıkları dönemdeki kişisel suç iddialarına ilişkin soruşturma yetkisinin, o ilin bağlı olduğu Bölge Adliye Mahkemesinin bulunduğu yerdeki İl Cumhuriyet Başsavcılığına ait olduğunu hükme bağlıyor. Bu doğrultuda, eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel hakkında yürütülen soruşturma dosyası çerçevesinde Delen’in bilgisine başvurulması kararlaştırıldı.

Erzurum Adliyesi’ne gelerek savcılık makamına ifade veren Yılmaz Delen’in işlem süreci yaklaşık 4 saat sürdü. 2019 ile 2021 yılları arasında Dersim’de emniyet müdürü olarak görev yapan Delen, o dönem yürütülen arama faaliyetleri ve adli işlemler hakkında detaylı bilgi verdi. 23 Ocak 2026 tarihinde Yalova’ya atanan Delen, ifade işlemlerinin tamamlanmasının ardından adliyeden ayrıldı. Soruşturmanın odağındaki isimlerden biri olan eski Vali Tuncay Sonel ve diğer şüphelilerle ilgili yürütülen bu süreç, kamuoyunda "Gülistan Doku nerede?" sorusunun yanıtlanması adına atılmış stratejik bir adım olarak değerlendiriliyor.
Soruşturma Kapsamında 12 Şüpheli Tutuklanmıştı
Gülistan Doku’nun 5 Ocak 2020’de ortadan kaybolmasının ardından ailesinin yaptığı kayıp başvurusuyla başlayan süreç, ulaşılan yeni deliller ışığında çok boyutlu bir ceza soruşturmasına dönüştü. Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma; "kasten öldürme", "cinsel saldırı", "suç delillerini gizleme", "bilişim sistemindeki verileri yok etme", "kişiyi hürriyetinden yoksun kılma" ve "suçluyu kayırma" gibi ağır suçlamaları kapsıyor. Bu çerçevede gerçekleştirilen operasyonlarda aralarında üst düzey bürokratların da bulunduğu 15 şüpheli gözaltına alınmış, yapılan yargılamalar sonucunda 12 kişi tutuklanarak cezaevine gönderilmişti.

Tutuklanan isimler arasında dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel, oğlu Mustafa Türkay Sonel, Doku’nun erkek arkadaşı Zeinal Abakarov ve ailesi ile delilleri kararttığı iddia edilen kamu görevlileri yer alıyor. Özellikle Gülistan Doku’nun SIM kartındaki verilerin silinmesi ve hastane kayıtlarının yok edilmesi gibi iddialar, soruşturmanın seyrini doğrudan etkilemişti. Eski polis memurları Gökhan Ertok ve Engin Yücer ile dönemin Devlet Hastanesi Başhekimi Çağdaş Özdemir’in de aralarında bulunduğu şüpheliler, "suç delillerini yok etme ve gizleme" suçlamalarıyla hakim karşısına çıkarılmıştı. Öte yandan, Munzur Üniversitesi güvenlik kameralarından sorumlu personeller hakkında ise adli kontrol şartıyla serbestlik kararı verilmişti.
Yeni Gözaltılar ve Firari Şüpheliler İçin Kırmızı Bülten
Dosya üzerindeki gizlilik ve titiz çalışma devam ederken, soruşturmanın kapsamı yeni isimlerle genişletilmeye devam ediyor. Savcılık, yurt dışına kaçtığı tespit edilen firari şüpheli Umut Altaş hakkında kırmızı bülten çıkararak uluslararası yakalama kararı yayımlattı. Bunun yanı sıra, dijital verilerin ve hastane bilgi sistemlerinin usulsüz kullanımı iddialarına yönelik olarak Tunceli Devlet Hastanesi’nde görevli bilgi işlem personelleri B.Y. ve Y.E. de gözaltına alınarak adliyeye sevk edildi.

Gülistan Doku’nun ailesi ve hukukçuları, soruşturmanın başından bu yana etkin bir arama ve soruşturma süreci yürütülmediğini savunarak, dönemin mülki idare amirleri ve emniyet yetkililerinin sorumluluğuna dikkat çekmişti. Eski Emniyet Müdürü Yılmaz Delen’in 4 saat süren bu ifadesi, özellikle valilik ve emniyet arasındaki koordinasyon ile delillerin toplanma aşamasındaki ihmal iddialarının aydınlatılması açısından büyük önem taşıyor. Soruşturma birimleri, kaybolan üniversite öğrencisine ait izlerin dijital veriler ve tanık beyanlarıyla birleştirilerek nihai sonuca ulaşılmasını hedefliyor. Kamuoyu, bu kritik tanıklığın ardından soruşturmada yeni bir iddianame hazırlanıp hazırlanmayacağını merakla bekliyor.