Dicle TV | Gündem | 15 gazeteci anlattı: Çatışmasızlık Kürt gazeteciliğini nasıl değiştiriyor?

15 gazeteci anlattı: Çatışmasızlık Kürt gazeteciliğini nasıl değiştiriyor?

Faruk Bildirici’nin görüştüğü 15 gazeteci, çatışmasızlığın yeni habercilik alanları açtığını ancak sansür, yargı baskısı ve güvencesizliğin sürdüğünü anlattı.

Faruk Bildirici’nin görüştüğü 15 gazeteci, çatışmasızlığın yeni habercilik alanları açtığını ancak sansür, yargı baskısı ve güvencesizliğin sürdüğünü anlattı.

15 gazeteci anlattı: Çatışmasızlık Kürt gazeteciliğini nasıl değiştiriyor?

Medya ombudsmanı Faruk Bildirici, çatışmasızlık sürecinin bölge gazeteciliğine etkilerini Diyarbakır, Van, Batman ve farklı kentlerde çalışan 15 gazeteciye sordu. Gazeteciler, silahların susmasının haber gündemini değiştirmeye başladığını; ekonomi, ekoloji, kadın hakları, kültür, sanat ve toplumsal sorunların daha fazla işlenebildiğini belirtti. Ancak erişim engelleri, gözaltılar, tutuklamalar, sansür ve ekonomik güvencesizliğin devam ettiğine dikkat çekti.

Bildirici, 29 Ekim’de yayımladığı “Çatışmasızlık hali ‘bölge’deki gazeteciliği nasıl dönüştürüyor?” başlıklı çalışmasında, çatışmalı dönem boyunca güvenlik politikaları ve hak ihlallerini takip etmek zorunda kalan bölge gazeteciliğinin yeni dönemde karşı karşıya olduğu olanakları ve sorunları ele aldı.

Medya Ombudsmanı Faruk Bildirici, 5 kanalın ana haber bültenini inceledi:  Üçüncü sayfa haberleri çöplüğü!

Çatışma haberlerinden toplumsal sorunlara

Bildirici, bölgedeki gazeteciliğin uzun yıllar çatışmalar, operasyonlar, ölümler ve hak ihlalleri etrafında şekillendiğini hatırlattı. 1990’lı yıllarda gazetecilerin de hedef alındığı dönemin ardından Kürt medyasının geliştiğini, ancak bağımsız ve eleştirel gazeteciliğin devletin güvenlik politikaları ve PKK’nin baskıları arasında sınırlandığını belirtti.

PKK’nin silahlı güçlerini çekmesiyle oluşan çatışmasızlık ortamının, özellikle Kürt gazeteciler için yeni çalışma alanları yaratabileceğine işaret eden Bildirici, bu değişimin ilk örneklerinin görülmeye başladığını aktardı.

Gazeteci Abdurrahman Gök, çatışmasızlığın kalıcı hâle gelmesi durumunda gazeteciliğin güvenlik odaklı habercilikten hak ve yaşam odaklı haberciliğe yönelmesi gerektiğini söyledi. Gök, gazetecilerin kalkınma, turizm, ekoloji, kültür-sanat ve ekonomi gibi alanlara daha fazla yer vermeye başladığını belirtti. Geçmişte yaşananları unutturmadan toplumsal hafızayı inşa eden bir gazetecilik anlayışına ihtiyaç olduğunu vurguladı.

ANKA Diyarbakır Temsilcisi Ahmet Ün de çatışmalı ortamın sona ermesinin gazeteciliğin önceliklerini değiştireceğini ifade etti. Ün, daha önce güvenlik gerekçeleriyle ulaşılması zor olan kırsal alanlarda haber yapmanın kolaylaşabileceğini; emeklilerin, işsizlerin, çiftçilerin ve yoksul kesimlerin sorunlarının daha görünür hâle gelebileceğini söyledi.

Güneydoğu Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Felat Bozarslan ise yeni dönemin yoksulluk, işsizlik, göç, kadınların yaşadığı sorunlar, gençlerin gelecek kaygısı ve ekolojik tahribat gibi başlıkların daha kapsamlı işlenmesi için fırsat sunduğunu belirtti.

Yeni haber alanları açılıyor ancak baskılar sürüyor

Gazeteci Deniz Tekin, çatışmasızlık ortamının bölgede görece kısmi bir özgürlük alanı yarattığını ancak sansür ve otosansürün etkisini koruduğunu söyledi. Sürecin nasıl sonuçlanacağı ve yapılacak olası yasal düzenlemelerin ifade özgürlüğünü nasıl etkileyeceği konusundaki belirsizliğin sürdüğünü belirten Tekin, gazeteciliğin yalnızca haber konularını değil, geçmişle yüzleşme, cezasızlık, adalet ve toplumsal hafıza gibi meseleleri de takip etmesi gerektiğini ifade etti.

Gazeteci Ferit Aslan, çatışmasızlıkla birlikte bölge gazetecilerinin kentlerin sosyoekonomik sorunlarına, kültür ve sanat hayatına daha fazla yönelebileceğini söyledi. Aslan, geçmişte çatışmaların diğer toplumsal sorunların önüne geçtiğini, yeni dönemde gazetecilerin uzun yıllardır gidemedikleri dağlara, yaylalara ve vadilere farklı bir gözle bakma imkânı bulabileceğini belirtti.

Gazeteci Sıddık Güler de haberlerin güvenlik odaklı çerçeveden çıkarak hak temelli ve sosyoekonomik bir perspektifle ele alınmaya başladığını anlattı. İşsizlik, ekoloji, kadın hakları, gençlik, yerel kültür, turizm ve kalkınma başlıklarının daha fazla gündeme geldiğini belirten Güler, haber kaynaklarının çeşitlendiğini ve saha haberciliğinin görece kolaylaştığını söyledi.

Güler, çatışmasızlık ortamının gazetecileri “sıcak hat muhabiri” rolünden çıkararak kentlerin toplumsal, ekonomik ve kültürel yaşamını ele alan bir haberciliğe yönelttiğini ifade etti.

Basın örgütlerinden Özgür Basın'ı sahiplenme çağrısı – Yeni Yaşam Gazetesi  | Yeni Yaşam

“Çatışmasızlık basın özgürlüğü anlamına gelmiyor”

Gazeteci Hatice Kamer, çatışmasızlık döneminde de gazetecilerin erişim engelleri, sosyal medya hesaplarının kapatılması, gözaltılar ve tutuklamalarla karşı karşıya kaldığını belirtti. Bilgiye erişimin kolaylaşmasına rağmen doğru ve güvenilir bilgiye ulaşmanın zorlaştığını söyleyen Kamer, sansür ve otosansürün arttığına dikkat çekti.

Ekonomik koşulların da gazeteciliği zorlaştırdığını belirten Kamer, yeni kuşağın mesleğin riskleri ve çalışma koşulları nedeniyle gazetecilik yerine sosyal medya içerik üreticiliğine yöneldiğini ifade etti.

Gazeteci Mahmut Bozarslan da silahların susmasının gazetecilik açısından bir özgürlük ortamı yaratmadığını vurguladı. Çatışmasızlıkla birlikte kadınların yaşadığı sorunlar, eğitim, işsizlik, tarım, çevre, kültür, dil ve yerel yönetimlerin daha fazla konuşulabileceğini belirten Bozarslan, gazetecilerin sorun yaşamaya devam ettiğini ancak sorunların kaynağının değiştiğini söyledi.

İrfan Aktan ise Kürt meselesi ve PKK hakkında haber yapmanın önündeki bazı fiilî engellerin kısmen aralandığını, gazetecilerin Kandil ve Rojava’ya giderek haber ve söyleşiler yapabildiğini belirtti. Ancak bu faaliyetlerin hukuki güvenceye kavuşmadığını vurgulayan Aktan, sürecin bozulması durumunda gazetecilerin hedef alınabileceği endişesini dile getirdi.

Aktan, 2013-2015 yılları arasındaki çözüm sürecinde Kandil’de haber yapan gazetecilerin sürecin sona ermesinin ardından hedef gösterildiğini ve bazılarının ülkeyi terk etmek zorunda kaldığını hatırlattı. Bugün de eleştirel gazetecilik üzerindeki siyasi ve hukuki baskıların sürdüğünü belirtti.

Sürece yönelik eleştiriler de baskı altında

Gazeteci Mahmut Oral, sürecin geleceğine ilişkin belirsizliğin gazetecileri de etkilediğini söyledi. Oral, iktidara veya sürecin diğer siyasi aktörlerine yöneltilecek eleştirilerin “süreç bozgunculuğu” suçlamasıyla karşılanabileceği kaygısının gazetecilerin çalışma alanını daralttığını ifade etti.

Oral’a göre toplumdaki güvensizlik hissi gazetecilere de yansıyor. Sürecin nasıl sonuçlanacağına, Kürtlerin hangi hakları elde edeceğine ve demokratikleşme yönünde ne tür adımlar atılacağına ilişkin belirsizlikler, gazetecilerin gündemi özgürce tartışmasını zorlaştırıyor.

Gazeteci Ruşen Takva da çatışmasızlığın bölge gazeteciliğine Kürt meselesinin gündelik hayata yansımalarını daha kapsamlı sorgulama olanağı sunduğunu belirtti. Ancak hukuki reformlar, ifade özgürlüğü ve haber kaynaklarına erişim konusunda somut adımlar atılmadığı sürece bu dönüşümün sınırlı kalacağını söyledi.

Takva, güvenlikçi politikaların ve sansürün devam etmesinin Kürt gazetecileri yeni dönemde daha ağır suçlamalarla karşı karşıya bırakabileceği uyarısında bulundu.

Gazeteciler için ekonomik ve mesleki güvenceler de gerekli

Gazeteci Metin Yoksu, çatışmasızlık sürecinin gazeteciliğin önündeki engelleri kendiliğinden ortadan kaldırmadığını söyledi. Geçmişte haberleri nedeniyle kriminalize edilen, yargılanan ve mesleğinden uzaklaştırılan gazetecilerin bugün de işsizlik ve güvencesizlik sorunları yaşadığını belirtti.

Yoksu, gazeteciliğin dönüşümünün yalnızca haber konularının değişmesiyle sınırlı olmadığını; mesleğin kimler tarafından ve hangi koşullarda yapılabildiğinin de tartışılması gerektiğini ifade etti. Gazetecilerin politik yakınlıklarına veya kişisel ilişkilerine göre değil, mesleki yeterlilik ve etik ilkeler doğrultusunda değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

Dicle Fırat Gazeteciler Derneği Eşbaşkanı Kesira Önel de basın üzerindeki baskıların sürdüğüne dikkat çekti. Önel, çok sayıda medya kuruluşunun kapatılması, dijital platformlara yönelik erişim engelleri ve gazeteciler hakkındaki davaların bağımsız gazetecilik alanını daralttığını belirtti. Basın örgütlerinin bir araya gelerek süreci besleyen, birleştirici bir gazetecilik dili geliştirmesi gerektiğini söyledi.

Barış gazeteciliği için önce basın üzerindeki engeller kaldırılmalı

Mezopotamya Ajansı muhabiri Zeynep Durgut, barış gazeteciliğinin güçlendirilmesi gereken bir dönemde basın üzerindeki baskıların arttığını ifade etti. Haber sitelerine ve sosyal medya hesaplarına yönelik kısıtlamalar ile gazeteciler hakkında açılan davaların özgür haberciliğin önündeki engelleri sürdürdüğünü belirtti.

Durgut, savaş dilini ve çatışmayı önceleyen habercilik anlayışının barış gazeteciliğinin önüne geçtiğini söyledi. Gazeteciliğin dönüşebilmesi için basın özgürlüğünün güvence altına alınması, gazetecilere yönelik yargısal ve idari baskıların sona ermesi ve toplumun doğru bilgiye erişebilmesi gerektiğini vurguladı.

Faruk Bildirici'nin görüştüğü gazetecilerin değerlendirmelerinde ortaklaşan nokta, çatışmasızlığın bölge gazeteciliği için yeni haber alanları açması ancak bu dönüşümün kalıcı olabilmesi için basın özgürlüğü, hukuki güvence ve ekonomik koşulların iyileştirilmesi gerekliliği oldu.

Faruk Bildirici’nin görüştüğü gazeteciler: Abdurrahman Gök, Ahmet Ün, Deniz Tekin, Faruk Balıkçı, Felat Bozarslan, Ferit Aslan, Hatice Kamer, İrfan Aktan, Kesira Önel, Mahmut Bozarslan, Mahmut Oral, Metin Yoksu, Ruşen Takva, Sıddık Güler ve Zeynep Durgut.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız