Dicle TV | Politika | Hatimoğulları: Faili Meçhul Cinayetler Sistemin Ürettiği Karanlıktır

Hatimoğulları: Faili Meçhul Cinayetler Sistemin Ürettiği Karanlıktır

Tülay Hatimoğulları, faili meçhul cinayetlerin aydınlatılması ve iş cinayetlerinin durdurulması için hükümete somut adımlar atma ve Meclis’te komisyon kurma çağrısında bulundu.

Tülay Hatimoğulları, faili meçhul cinayetlerin aydınlatılması ve iş cinayetlerinin durdurulması için hükümete somut adımlar atma ve Meclis’te komisyon kurma çağrısında bulundu.

Hatimoğulları: Faili Meçhul Cinayetler Sistemin Ürettiği Karanlıktır

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki grup toplantısında gündeme ilişkin kritik değerlendirmelerde bulundu. Konuşmasına 1 Mayıs İşçi Bayramı öncesinde gerçekleştirilen operasyonlara değinerek başlayan Hatimoğulları, dün Kazancı Yokuşu’nda 1977 1 Mayıs katliamında yaşamını yitirenleri anmak isteyenlerin gözaltına alındığını hatırlattı. Bu sabah düzenlenen ev baskınlarında aralarında bileşen partileri olan Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP), Sosyalist Dayanışma Platformu (SODAP) ve Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) üyelerinin de bulunduğu çok sayıda devrimci ve yurtseverin gözaltına alındığını belirten Hatimoğulları, bu durumu tanıdık bir baskı hikâyesi olarak nitelendirdi. Barışın ve demokratikleşmenin tartışıldığı bir süreçte on yıllardır süregelen bu operasyon ve sindirme yöntemlerinin kabul edilemez olduğunu vurgulayan Eş Genel Başkan, tüm gözaltıların derhal serbest bırakılması gerektiğini ifade ederek 1 Mayıs’ın engellenemeyeceğini söyledi.

İş Cinayetleri ve Emekçilerin Hak Arama Mücadeleleri

Tülay Hatimoğulları'ndan 'İmralı tutanakları' açıklaması: Yarın komisyonda  karar verilecek - Evrensel

Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) tarafından ilan edilen 28 Nisan Dünya İş Sağlığı ve Güvenliği Günü vesilesiyle Türkiye’deki işçi ölümlerine dikkat çeken Tülay Hatimoğulları, bu kayıpları birer "iş kazası" değil, "iş cinayeti" olarak tanımladı. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi verilerini paylaşan Hatimoğulları, Türkiye’de 2025 yılında en az 2 bin 105 işçinin, 2026 yılının ilk üç ayında ise 420 işçinin hayatını kaybettiğini açıkladı. Bu ölümlerin temel nedeninin patronların maliyetleri düşürmek amacıyla işçileri güvencesiz ve aşırı yük altında çalıştırması olduğunu savunan Hatimoğulları, devletin koruma mekanizmalarını işletmediğini ileri sürdü. Tekirdağ Malkara’da fiber optik kablo döşerken yaşamını yitiren 74 yaşındaki taşeron işçi Ökkeş Erol’un hikâyesini örnek gösteren Hatimoğulları, bu ölümün ülkenin sömürü düzenine karşı açık bir iddianame olduğunu belirtti. Ayrıca Ankara’da eylemlerini sürdüren Doruk Madencilik işçilerinin direnişini selamlayan Hatimoğulları, Yıldızlar Holding’e işçilerin haklarını eksiksiz ödemesi yönünde çağrıda bulunarak sömürü düzenine karşı mücadelenin süreceğini dile getirdi.

Faili Meçhul Dosyalar ve Kayyım Yönetimi Eleştirisi

Adalet Bakanlığı bünyesinde kurulan "Faili Meçhul Suçları Araştırma" birimine değinen Hatimoğulları, bu girişimin bir vitrin düzenlemesine dönüşmemesi gerektiği konusunda uyarılarda bulundu. Faili meçhul kavramının gökten düşen bir karanlık olmadığını, aksine mevcut sistemin ürettiği ve koruduğu bir yapı olduğunu savunan Hatimoğulları; Dargeçit davası, Mehmet Sincar, Uğur Mumcu, Ceylan Önkol, Deniz Poyraz ve Hrant Dink gibi isimlerin dosyalarının yanı sıra Cumartesi Anneleri’nin mücadelesinin de bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Siyaset, bürokrasi ve mafya arasındaki Susurluk zihniyetinin ancak "duvardan o bir tuğlanın çekilmesiyle" yıkılabileceğini belirten Hatimoğulları, Meclis bünyesinde bir hakikati araştırma komisyonu kurulmasını önerdi. Ayrıca Gülistan Doku dosyasına ve Halfeti Belediyesi’ndeki yolsuzluk operasyonuna da değinen Hatimoğulları, kayyım sisteminin halk iradesine çöken bir suç rejimi olduğunu iddia ederek, hamasetin bu suçları gizlemek için bir makyaj olarak kullanıldığını savundu.

Barış Süreci ve Toplumsal Demokratikleşme Hamlesi

Konuşmasının son bölümünde barış sürecine dair değerlendirmelerde bulunan Tülay Hatimoğulları, Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat’ta yaptığı "Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı"nın Türkiye için tarihsel bir eşik niteliği taşıdığını belirtti. PKK’nın silahlara veda ettiğini ve örgütsel yapısını lağvettiğini duyurmasının yüz yıllık Cumhuriyet tarihinin en önemli gelişmelerinden biri olduğunu vurgulayan Hatimoğulları, bu adımın toplumsal kutuplaşmayı azaltacağını ve demokrasi zeminini büyüteceğini ifade etti. İktidarın barış menziline gidilmesi gereken bu süreçte ürkek ve oyalayıcı davrandığını savunan Hatimoğulları, sürecin tıkanması için ellerini ovuşturanlara geçit vermeyeceklerini ve barış gemisini limana ulaştıracaklarını söyledi. Orta Doğu’daki istikrarsızlığa karşı en iyi yolun barış olduğunu hatırlatan Hatimoğulları, hükümetin "ipe un sermekten" vazgeçerek Meclis Komisyonu’nun nihai raporunu bir rehber olarak kabul etmesi ve ülkenin nefes alması için somut adımlar atması gerektiğini vurguladı.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız