Mardin'in Nusaybin ilçesinde yaşamını sürdüren 82 yaşındaki emekli inşaat mühendisi Berekat Özmen, ömrünün yarısından fazlasını adadığı kültürel miras çalışmalarını kamuoyuyla paylaştı. Tam 54 yıldır aralıksız bir şekilde Kürtçe kilam ve şarkı derlemeleri yapan Özmen, teknolojik imkansızlıklar içinde başladığı bu yolculuğu bugün modern bir dijital kütüphaneye dönüştürmüş durumda. On binlerce nadide eserin yer aldığı bu koleksiyon, sadece kişisel bir hobi olmanın ötesinde, Kürt müziğinin tarihsel hafızasını koruyan bir hafıza merkezi niteliği taşıyor. Özmen, uzun yıllar boyunca titizlikle muhafaza ettiği bu mirası, kendisinden sonra da yaşatılması amacıyla profesyonel bir kurumun himayesine bırakmak istediğini ifade ediyor.

Bir Mihemed Şêxo Kasetiyle Başlayan Kültürel Tutku
Asıl mesleği inşaat mühendisliği olan Berekat Özmen'in müzik tarihçiliğine uzanan hikayesi, 1972 yılında henüz pillerin yaygınlaşmadığı ve köylerde elektriğin bulunmadığı zorlu bir dönemde başladı. O dönemde anot ve katot ile çalışan radyolar aracılığıyla Erivan ve Bağdat Radyoları’nı takip eden Özmen, Suriye’den gelen bir Mihemed Şêxo kasetiyle hayatının dönüm noktasını yaşadı. Duyduğu sesten etkilenen ve bu kültürel zenginliğin kaybolmaması gerektiğine inanan Özmen, ilk kasetlerini toplamaya başladı. Mihemed Şêxo ile başlayan bu biriktirme tutkusu, kısa sürede Mihemed Arif ve dönemin diğer tüm önemli dengbêjlerinin seslerini kapsayan geniş bir koleksiyona dönüştü.
Haberin detaylarına göre Özmen, o dönemlerdeki kısıtlı imkanlara rağmen Erivan Radyosu’nun frekanslarını yakalayarak bölge kültürünün izini sürdü. Arşivcilik serüveninin ilk yıllarında sadece kasetlere odaklanan emekli mühendis, zamanla plaklar ve doğrudan sanatçılardan aldığı özel kayıtlarla koleksiyonunu genişletti. Bu süreçte sadece yerel kaynaklarla yetinmeyen Özmen, profesyonel disipliniyle saha çalışmalarına odaklanarak geniş bir coğrafyayı taradı.

Sınırları Aşan 28 Sefer ve 3 Bin Gigabaytlık Dijital Miras
Kürt müziğinin gizli kalmış hazinelerini gün yüzüne çıkarmak için Türkiye’nin pek çok şehrini karış karış gezen Özmen, derleme çalışmaları için sınırları da aşarak Ortadoğu coğrafyasında yoğun bir mesai harcadı. Arşivini zenginleştirmek adına tam 28 kez Suriye ve Irak’a giden Özmen, her yolculuğundan onlarca, bazen de yüzlerce kasetle geri döndü. Bugün bilgisayarında üç ayrı sabit diskte toplamda 3 bin gigabaytlık veri bulunduğunu belirten Özmen, her bir gigabaytın yaklaşık 15 saatlik ses kaydı içerdiğini vurguladı. Bu hesaplama, arşivin binlerce saatlik bir müzik ve sözlü tarih hazinesi olduğunu ortaya koyuyor.
Özmen’in arşivi sadece miktar olarak değil, içerik bakımından da eşsiz bir derinliğe sahip. Bugün kimsenin bilmediği, piyasada bulunmayan ve sadece canlı performanslarda kaydedilmiş pek çok kilam, bu dijital hafızada korunuyor. Özellikle akademi dünyası, etnomüzikologlar ve Kürt sanatı üzerine araştırma yürüten profesyoneller için bu veri bankası, birincil kaynak değeri taşıyor. Özmen, bu uğurda yaptığı büyük maddi harcamaların ve harcadığı fiziksel emeğin tek bir amacı olduğunu belirtiyor: Bu eserlerin tarihin tozlu sayfalarında kaybolup gitmesini engellemek.

Ailevi İtirazlardan Kültürel Mirasın Korunmasına
Yıllar süren bu toplama ve arşivleme süreci, zaman zaman aile içerisinde farklı tepkilere de yol açtı. Özmen, geçmişte eşinin eve sığmayan kaset ve ekipmanlar nedeniyle bu koleksiyonu "çöp" olarak nitelendirdiğini ve hatta "Burası çöplüğe döndü" diyerek sitem ettiğini aktarıyor. Eşinin vefatından sonra da bu tutkusuna devam eden emekli mühendis, derleme işinin kendisi için bir yaşam kaynağı olduğunu ve ömrünü uzattığını ifade ediyor.
Son nefesine kadar derleme yapmaya ve yeni eserleri dijital kütüphanesine eklemeye devam edeceğini vurgulayan Berekat Özmen, en büyük endişesinin bu emeğin zayi olması olduğunu dile getirdi. Çocuklarının arşivin değerini bilip bilmeyeceği konusunda emin olamadığını söyleyen Özmen, vasiyet niteliğindeki açıklamasında koleksiyonun profesyonel bir Kürt kültür kurumuna bağışlanması gerektiğini yineledi. Bu devasa veri tabanı, Kürtçe sözlü geleneğin ve dengbêjlik kültürünün dijital çağa entegre edilerek korunması adına büyük bir şans olarak değerlendiriliyor.